(3167 S. K. m. 1, 2) (6762 S. K. m. 20)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.2003 tarih ve 2002/452 - 2003/1625 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketten sürekli olarak ham madde satın alıp karşılığında çek veren dava dışı Yapel Ltd. Şti.'nin çeklerinin karşılıksız çıkması üzerine bu şirkete mal satımının durdurulduğunu, bir süre sonra Yapel Ltd. Şti.'nin en büyük alacaklısı olan davalı bankanın bu şirketi fiilen devralıp işletmeye başladığını, Yapel Ltd. Şti'nin başına geçen davalı banka elemanı Şevki A.'ın güvence vermesi üzerine müvekkili tarafından mal satımına yeniden başlandığını, ancak Yapel Ltd. Şti. tarafından keşide edilen iki adet çekten toplam (46.167) ABD Doları alacaklarının tahsil edilemediğini, çek yasaklısı şirkete çek veren, bu çeklerin ödeneceği garantisiyle müvekkilinden mal alan, çek hesaplarında bulunan yeterli miktarda parayı kredi alacaklarının tahsili için kullanıp çeklerin karşılıksız kalmasına sebebiyet veren davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil bankanın dava konusu çeklerin üzerinde cirosu bulunmadığı gibi aval veren sıfatının da olmadığını, Şevki A.'ın sadece müvekkil banka ile Yapel Ltd. Şti. arasında imzalanan borç tasfiye protokolü uyarınca görevlendirilen ve temsil ve imza yetkisi bulunmayan kontrol elemanı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmayan davacının bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, ekonomik durumunun bozulduğunu bildiği şirkete sonradan mal satarken kişisel veya ayni güvenceler almayan davacının basiretli bir iş adamı gibi davranmadığı ve asıl kusurlunun bizzat davacı şirket olduğu, davacının zarara uğramasında davalı bankanın herhangi bir kast veya kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davarım reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, çekleri karşılıksız çıkan dava dışı şirkete çek karnesi veren ve bu şirketin mali durumu hakkında kendi çalışanı tarafından güvence yaratan davalı bankanın bu eyleminden dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Tacir olan davacının mali durumunu bildiği dava dışı şirket ile ticari ilişkisini sürdürmesi ve bu şirketin keşidecisi olduğu çekleri kabul etmesi suretiyle kusurlu davrandığı sabit ise de davalı bankanın da, çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten yasaklı olduğu dönemde dava dışı şirkete çek karnesi vermesi halinde müterafık kusurlu olduğunun kabulü gerekir. 3167 Sayılı Kanununda çek yasaklısına çek karnesi vermekten dolayı bankaların sorumluluğunu düzenleyen bir hüküm yok ise de aynı yasanın 1. ve 2. maddeleri ile TTK. nun 20/2. maddesinde düzenlenen basiretli göstermekteki ihmali davranış haksız fiili oluşturur ve zarar doğmuşsa illiyet bağının varlığı kabul edilir. Bu durum karşısında mahkemece, dava dışı Yapel Ltd. Şti.'nin çek yasaklısı olup olmadığı ve dava konusu çeklerin bu dönemde davalı banka tarafından verilip verilmediği araştırılmadan, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2- Yine davacı tarafça, davalı bankanın dava dışı şirket yönetimine katılmak üzere kendi elemanını görevlendirdiği, alacaklarını tahsil edebilmek ve dava dışı şirketi işletebilmek için çek karnesi verdiği ve bu elemanının dava dışı şirketin ödemelerini yapacağı konusunda güvence yarattığı, tüm bu nedenlerle davalı bankanın kusurlu olduğu iddiası üzerinde de yeterli değerlendirme yapılmamıştır. O halde mahkemece, dava dışı şirketin davalı banka ile olan ilişkileri de gözönünde bulundurularak, davalı bankanın da müterafık kusurlu olduğunun kabulü ile 3167 Sayılı Kanunun 1 ve 2. maddeleri uyarınca sorumluluğu değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy