(1163 S. K. m. 16) (6762 S. K. m. 381/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.06.2003 tarih ve 2002/349-2003/591 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı kooperatif üyesi olan müvekkillerinin parasal yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olarak ihraç edildiklerini, ihraç kararını 04.01.2002 tarihinde öğrendiklerini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatif merkezinin Silivri olması nedeniyle mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, tebligatların usulüne uygun tebliğ olunduğunu, ihraç kararlarının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacılara 05.04.2001 tarihinde birinci, 04.05.2001 tarihinde ise ikinci ihtarnamenin gönderildiği, 25.06.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile ihraç edildikleri, ihtarnamelerin ana sözleşme, yasaya ve içtihatlara uygun şekil koşullarını taşımadığı gerekçeleriyle, davanın kabulü ile ihraç kararının iptaline karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacılar ihraç kararını 04.01.2002 tarihinde öğrendiklerini iddia etmişler, davalı kooperatifçe ihraç kararının davacılara 30.06.2001 tarihinde tebliğ edildiği savunulmuş, mahkemece davanın süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, davacılara 25.06.2001 tarihli yönetim kurulunun ihraç kararları iadeli taahhütlü mektup ile davalı kooperatifteki adreslerine gönderilmiş, 30.06.2001 tarihinde işçisine tebliğ edilmiş olup, davacılar tarafından posta alındısında adı yazılı işçinin kendi işçileri olmadığı ve ihraç dışında başka bir belgenin gönderildiği iddia edilmediğine göre, davanın üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gözetilerek, davanın sırf bu nedenle reddi gerekirken yazılı gerekçelerle işin esasına girip hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin ihtarnamelere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazının kabulü kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 3 ) numaralı bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy