(2918 S. K. m. 95) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 12. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.04.2004 tarih ve 2004/57-2004/194 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının maliki ve sürücüsü bulunduğu aracın, müvekkili şirket nezdinde zorunlu trafik sigortasının temin edildiği dönemde karıştığı trafik kazası sonucunda 3. şahsa (417.319.740) TL tazminat ödenmek zorunda kalındığını, kazanın davalının tam kusuruyla ve alkollü, ehliyetsiz araç kullanması sonucunda meydana geldiğini ileri sürerek,(417.319.740) TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davanın hukuki niteliğinin kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, davalının kazanın meydana gelmesinde %80 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle (351.468.000) TL.nin davalıdan faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, zorunlu trafik sigortası gereğince zarar görenlere ödeme yapan sigortacının kendi sigortalısına, rizikonun ağır kusurlu, alkolü, ehliyetnamesiz davranışı nedeniyle ve bu nedenle sigorta teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle açtığı rücu davasıdır. ZMSS'da sigortacının sahip olduğu bu hak, KTK'nun 95/2. maddesinde genel olarak düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre, anılan maddenin ilk fıkrasında belirtilen ve sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller, sigortacı tarafından üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı kaynağının halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının bu hakka dayanarak kendi akdine dönmesini sağlamaktadır. Sigortacının rücu hakkı KTK'nun 95/2. maddesinde genel bir düzenlemeye tabi tutulmuşsa da, anılan yasal düzenlemede hangi hallerin sigortacının tazminat yükümlülüğünü kaldırmasını veya tazminat miktarının azaltılması sonucunu doğuran durumlar olduğu sayılmış değildir. Bu husus sözleşme hükümlerine bırakılmış bulunmaktadır. Nitekim, Trafik ZMSS poliçesi genel şartlarında bu husus Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının işletene Rücu Hakkı başlığı altında ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır. Bu durumda, mahkemece Trafik ZMSS poliçesi genel şartlarının 4. maddesi uyarınca inceleme yapılarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın nitelendirilmesi tamamen yanlış yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy