(6762 S. K. m. 348)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.03.2004 tarih ve 2002/434 - 2004/133 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2005 günde davacı avukatı Faruk P. ile davalı avukatı Şahap D. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, müvekkilinin davalı şirketin % 26 payına sahip olduğunu, davalı şirketin hesap ve defterleri üzerinde bağımsız dış denetim yaptırılması istemlerinin kabul edilmemesi üzerine, 22.03.2002 tarihinde yapılan olağan Genel Kurul toplantısında şirket bilançosunun ve buna bağlı gündem maddelerinin görüşülmesinin bir ay ertelenmesi talebinde bulunulduğunu, bu çerçevede genel kurulun 22.04.2002 tarihine ertelendiğini, ancak, bu ara dönemde de bağımsız dış denetim istemlerinin reddi üzerine, genel kurul maddeleri görüşülürken müvekkilince, şirketin 2001 yılı Bilanço ve Kar/Zarar hesaplarının onaylanması, yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmesi, 2001 yılı karının dağıtılması, şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin şirket anasözleşmesinin 7 ve şirket sermayesi hisse dağılımına ilişkin 8 nci maddelerinin değiştirilmesi konularındaki şirket genel kurul kararlarına muhalif kalınıp, muhalefet şerhinin tutanaklara geçirildiğini, toplantı sonrasında müvekkilinin görevlendirdiği yetkililerce yapılan inceleme sonucunda bağımsız dış denetim isteminin yerinde olduğunun somut olarak ortaya çıktığını, 2001 yılı içerisinde Eti Gıda A.Ş.'ne Genel Merkez Masraf Payı adı altında ödenen KDV dahil (1.853.961.311.974.-) TL. nın, Eti Gıda A.Ş. hisselerinin tamamına, davalı şirketin hakim hisselerine sahip Kanatlı ailesine ve onun şirketine yapılmış bir kar transferi olduğunu, bu durumun ticari teamüllere uygun bir mal veya hizmet alımı olarak nitelendirilemeyeceğini, kaldı ki bu hususta şirketler arasında bir sözleşmede bulunmadığını, bütün bunların müvekkilinin % 26 oranında ortak olduğu davalı şirketten hisselerinin tamamı Kanatlı ailesine ait olan Eti Gıda şirketine kar transferi yapılmak suretiyle, davalı şirketin karının ve dolayısıyla müvekkilinin temettüsünün ciddi şekilde azaltıldığını, ödenen rakamın davalı şirketin genel yönetim giderlerinin % 18'ine ve dönem karının % 70'ine karşılık geldiğini, yine davalı şirketten hisselerinin tamamı Kanatlı ailesine ait olan Eti Gıda A.Ş.ne kazanç ve kaynak transferi yapıldığını, öte yandan davalı şirketin satın aldığı girdi ve ürün ödemelerinde ortalama 16-60 gün arası değişen vadelerde ödeme yaparken, Kanatlı ailesine ait muhtelif şirketlerden yaptığı mal ve hizmet alımlarının bedelini peşin ve hatta bazen avans sağlayarak yaratılan katma değerin bu şirketlere aktarıldığını, kriz koşullarında bu şirketlere finansman kolaylığı sağlandığını, öyle ki, 4,7 trilyon TL tutarlı nakliye hizmetlerinin dahi Kanatlı ailesine ait firmaya ihale edildiğini, mali sistemdeki hatalı uygulamalar sonucu şirketin daha fazla Kurumlar Vergisi ödemesine yol açılarak, müvekkili temettüsünün azaltıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 2002 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda alınan şirketin 2001 yılı Bilanço ve Kar/Zarar hesapların onaylanması, yönetim ve denetim kurullarının ibra edilmesi, şirketin 2001 yılı karının dağıtılması, şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin şirket anasözleşmesi 7 ve şirket sermayesi hisse dağılımına ilişkin 8 nci maddelerinin değiştirilmesi konusundaki şirket genel kurul kararlarının iptali ile ibra kararlarının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin müvekkili şirkete ortak olduğu tarihten itibaren iki denetçilikten birinin, yönetim kurulu üyeliklerinden birinin kendilerine tahsis edildiğini, bu itibarla şirketin her türlü çalışmasından, mali ve ekonomik durumundan, gelir ve giderlerinden ve bunların gelir ve giderlerini gösteren belge ve faturalardan kendilerinin sürekli bilgi sahibi olduğunu, davacının bağımsız dış denetim yaptırılması talebinin genel kurulda reddedildiğini, bilançonun neden tasdik edilmemesi gerektiği konusunda maddi, fiili hukuki hiçbir sebep göstermeyip, açıklama yapmadığını, davacının erteleme talebi kabul edildikten sonra 22.04.2002 tarihide yapılan ikinci toplantıda bilanço hakkındaki itirazların açık ve net şekilde açıklanmaması nedeniyle bu hususta müzakere yapılmasının da mümkün olmadığını, 22.03.2002 tarihli genel kurulun 4. maddesinde, yönetim kurulu faaliyet raporu ve murakıp raporlarının okunup, yönetim kurulu faaliyet raporunun oybirliğiyle kabulünden sonra, davacının gündemin diğer maddelerine, özellikle yönetim kurulunun ibrasına muhalefet etme hakkının tamamen ortadan kalktığını, davacının sırf bağımsız dış denetim yaptırılması taleplerinin reddedilmesi nedeniyle, dava açmaya ve genel kurul toplantısını iptal ettirme hak ve yetkisinin bulunmadığını, davacının kendi elemanlarına yaptırdığı inceleme sonucu verilen belge ve eklerinin kabul edilemeyeceğini, davacının itiraz ettiği uygulamanın, Eti Şirketler San. ve Tic.A.Ş. ve Eti Pazarlama San. ve Tic.A:Ş. arasında taksimine ilişkin 20 yıldır süregeldiğini, davacının gerçekte TTK.nun 348 nci maddesinde öngörülen mükellefiyetlere uymama gayretinde olduğunu, davacının genel kurul kararının iptalini değil, özel murakıp tayini istemesi gerektiğini, davacı iddialarının tamamen yersiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, Holding ilişkisi gözönüne alındığında, yavru şirketi oluşturan davalı şirketin, belirli hizmetleri diğer kuruluşlardan almasının doğal bulunduğu, Maliye Bakanlığı'nın 33 sayılı genel tebliğinin 2 nci maddesine göre bağlı şirketlerden ARGE ve Bilgisayar Hikmetleri alınmasının mümkün olduğu, somut olayda fiili uygulamanın 20 yıldan beri yapıldığı, sevk, idare, araştırma ve benzeri konularda şirketler arası hizmet verilebileceğinin kabul edildiği, alınan hizmetin fiilen verilmediğine ilişkin bir itiraz bulunmadığı gibi, hizmetin de alındığı bu durumda onaylanan bilanço, kar ve zarar hesaplarının yerinde olduğu, 2001 yılı karının dağıtılmasına ve şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin kararlarda şirketi zarara sokan bir yön bulunmadığı, tüm bu hususların incelenmesi sonucu objektif iyi niyet kurallarına aykırılığa rastlanmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekilleri, ortağı oldukları davalı şirketinde içerisinde bulunduğu üç şirketin önemli miktardaki karının, şirket hisselerinin tamamının Kanatlı ailesi fertlerine ait olan Eti Gıda A.Ş'ne genel merkez katılım payı adı altında ödendiği, bu suretle anılan şirkete ve Kanatlı ailesine kar transferi yapıldığı, müvekkilinin temettüsünün ciddi biçimde azaltıldığını iddia etmişler, davalı ise Eti Şirketler Grubu Merkezinin grup hedeflerinin oluşturulmasından başlayarak, temel iş süreçlerinin yönetimi, koordinasyonu ve denetiminin yanı sıra, merkezi satın almaları, yeni ürün araştırma geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarını, finansal yönlendirmeleri, bütçe ve maliyet uygulamalarını, yönetim ve bilgi sistemlerinin geliştirilmesini ve uygulanmasını, insan kaynakları yönetimi konularını icra ederek tüm grup şirketlerine hizmet verdiği, böylece gerçekte şirket giderlerinden tasarruf sağlandığı ve bu uygulamanın uzun süredir devam ettiğini savunmuştur.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı şirket tarafından ödenen genel merkez katılım payı ödemelerinin yerindeliği hususunda bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bilanço yapılırken yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmayan giderler ortaklık kazancından indirilebilir, bunların dışında bilançonun pasifinin artırılarak pay sahiplerinin kazanç payı isteme hakları ortadan kaldırılamaz veya azaltılamaz. Açıklamadan da anlaşılacağı üzere, davacı şirketin aldığı hizmet bedelini, uzun süredir uygulanan nispette ödemesinde bir usulsüzlük yok ise de, genel merkez katılım payı ödemelerinde, önceki dönemlerde yapılan ödemelerle 2001 yılında yapılan ödemeler arasında bir oran bulunması halinde 2001 yılı için yapılan ödemenin makul sayılabileceği ve alınan hizmet karşılığı olduğunun davacının kabulünde olduğu varsayılır, yoksa 2001 yılı için önceki dönemlerde yapılan genel merkez katılım payında fahiş bir artış varsa, uzun süreyle bu uygulamaya ses çıkartılmamış olması davacının 2001 yılı ödemesine karşı çıkmasına engel olamaz. Bu durumda mahkemece, davaya konu 2001 yılı genel merkez katılım payı ödemelerinin önceki yıllar ödemeleri ile karşılaştırılarak, alınan hizmete göre makul bir oranın korunmuş olup, olmadığının ve davacının kullanmadığı marka hakkı kullanma bedelinin ödettirildiği iddiasının araştırılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin bu yönlere ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy