(634 S. K. m. 19, 45) (1086 S. K. m. 176) (1163 S. K. m. 99) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.07.2002 tarih ve 2000/725-2002/828 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, yönetim kurulunun yetkisi olmadığı halde diğer davalı ile anlaşarak su deposu üzerine baz istasyonu kurulmasına izin verdiğini, kooperatiflerin ticari amaç güdemeyeceğini, anılan tesisin sağlığa zararlı olduğunu ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmesinin iptal edilmesine, su deposu üzerinde kurulan baz istasyonun sökülerek el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Telsim A.Ş vekili, baz istasyonunun standartlara uygun şekilde kooperatif yönetim kurulu ile yapılan anlaşmayla kurulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yönetim kurulunun yetkisi olmadığı iddiasına dayalı, davalılar arasındaki baz istasyonu kurulması sözleşmesinin iptali ve tesisin kaldırılması istemine ilişkin olduğu, 4.4.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile kira sözleşmesi yapılmasının uygun bulunduğu, 25.06.2000 tarihinde yapılan genel kurulda zarar verici olmaması şartıyla bu konuda yönetim kuruluna yetki verildiği, anılan kararın önceden yapılan işleme yetki ve icazet anlamında bulunduğu, davacının bu karara muhalefet bildirmediği, davasını 1 aylık sürede açmadığı, taraf olmadığı bir davada alınan bilirkişi raporuna istinaden sözleşmenin iptalini isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı kooperatife ait su deposu üzerine baz istasyonu kurulmasına yönelik olarak davalılar arasında yapılan sözleşmenin genel kuruldan yetki alınmadan akdedildiği, tesisin sağlığa zararlı olduğu iddiasına dayalı, sözleşmenin iptali ve baz istasyonunun sökülerek el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacının kooperatif üyesi olduğu, davalı kooperatife yönelik davasını 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'na dayandırdığı noktasında çekişme yoktur. Anılan Yasasının 99 uncu maddesinde, bu yasadan kaynaklanan davaların basit yargılama usulüne tabi tutulacağı öngörülmüş olup, HUMK. nun 176/11. madde ve bendi uyarınca, basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işler adli ara vermede de görülebileceğinden, anılan davalarda verilen kararlara ait temyiz süreleri adli tatilde de işleyecektir.
Mahkeme ilamı, hükmü temyiz eden davacı vekiline 12.08.2002 günü tebliğ edilmiş ve karar davacı vekili tarafından HUMK. nun 432. maddesinde öngörülen yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 11.09.2002 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.03.1990 gün ve 3-4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Yargıtay'ca da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden HUMK. nun 432/4. maddesi uyarınca davacı vekilinin davalı kooperatife yönelik temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyiz istemine gelince; Davalı kooperatifin üyesi olan davacının konutunu teslim alıp kullandığı, yönetim kurulunun 4.4.2000 tarihli kararı uyarınca diğer davalı şirketin kooperatifin su deposu üzerine baz istasyonu kurarak faaliyette bulunduğu hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili, davalılar arasındaki sözleşmenin iptaliyle sağlığa zararlı baz istasyonunun su deposu üzerinden kaldırılmasını istemiştir. Sözleşmenin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak davacının davalılar arasındaki sözleşmenin iptalini talep etme hakkı bulunmamaktadır. Bu durumun istisnası olan mutlak butlan nedenleri de ileri sürülmüş değildir. Ancak, davacı vekili, yönetim kurulunun yetkisizliğinin yanında davaya konu tesisin sağlığa zararlı olduğunu, müvekkilinin zarar gördüğünü de iddia etmiştir. O halde, haksız fiil hükümleri uyarınca anılan baz istasyonunun kaldırılmasını dava etmede hukuki yararının varlığının kabulü gerekir. Somut olayda davacı tarafından masrafları karşılanmadığından bahisle keşif yapılıp, bilirkişi raporu alınamamıştır. Mahkemece de, davalılar arasındaki kira sözleşmesine genel kurulda yetki ve icazet verildiği, ayrıca davacının taraf olmadığı dosyadaki bilirkişi raporuna dayanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Fakat davacı vekili, aynı davalılar aleyhine başkaları tarafından Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/724 esas sayılı dosyasında açılan davada alınmış bilirkişi raporuna dayanmıştır. Su deposuna daha uzak konumda bulunan komşu site sakinlerinin açmış olduğu iş bu davada uyuşmazlığa konu baz istasyonun çevreye zararlı olduğu kabul edilerek, kaldırılmasına karar verilmiştir. Anılan bu karar, Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşmiştir. O halde, bahse konu dava dosyasının iş bu dava dosyası için de kuvvetli bir delil teşkil ettiğinin kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı kooperatife yönelik temyiz isteminin süre yönünden reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer davalıya yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy