(1086 S. K. m. 1) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.03.2004 tarih ve 2003/1018-2004/657 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin TTK.'nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece talebin icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, takibin değerinin 228.750.000 TL asıl alacak,306.525.000 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 535.275.000 TL olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair tesis edilen hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko poliçesine dayalı olarak yapılan ödemenin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket kazadan dolayı meydana gelen hasar nedeniyle sigortalısına 915.000.000 TL ödemede bulunmuşsa da, kaza tutanağında belirtilen kusur durumuna göre, davalıya isabet eden kusur oranını dikkate alınarak 228.750.000 TL üzerinden icra takibinde bulunmuş olup, yapılan itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davasında dava değeri olarak anılan miktarı göstererek, fazlaya dair haklarını saklı tutmadığı gibi, düzenlenen bilirkişi raporuna göre de, davalının kusur oranına isabet eden rakamın 343.125.000 TL olduğu, ancak davacının 228.750.000 TL sı talep ettiğinin belirtilmiş olmasına göre de, davadaki çekişmenin, bir başka anlatımla davanın değerinin sadece davacının istediği 228.750.000 TL sına yönelik olduğu anlaşılmıştır. Görevin dava olunan şeyin değerine göre tespit edildiği hallerde ise, görevli mahkemenin tespitinde HUMK.'nun 1/2 nci maddesinin son cümlesi uyarınca faiz hesaba katılmaz. Buna göre, mahkemenin somut davada görevli olduğu anlaşıldığından, yargılamaya devam ederek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde işlemiş faizi de ilave ederek bulduğu miktar uyarınca görevsizlik kararı vermesi yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz istemine gelince, davalı vekili tarafından katılım suretiyle temyiz isteminde bulunulmuşsa da, temyiz istemini içeren dilekçenin haçlandırılmadığı ve temyiz defterine kaydının da yapılmadığı anlaşılmıştır. HUMK.'nun 434/2 nci maddesi uyarınca temyiz isteği, harca tabi olan hallerde harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Buna göre, davalı tarafın süresi içinde yaptığı geçerli bir temyiz isteminin bulunmadığının kabulü gerektiğinden, aynı Yasa'nın 432/4 ncü maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin, reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy