(7201 S. K. m. 21, 32) (2709 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 73) (YİBK 29.12.1993 T. 1993/18-778 E. 1993/876 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.02.2004 tarih ve 2001/833-2004/79 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin tescilli markalarını taşıyan boş ve dolu tüplerin, davalının işyerinde ele geçirildiğini ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tesbitini, önlenmesini, toplatılmasını, imhasını, hükmün ilanını ve 1.000.000.000'ar lira manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.12.1993 tarih ve Esas 1993/18 - 778 Karar 1993/876 sayılı kararında açıklandığı üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre yapılan tebliğ işleminde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap adına tebligatı kabul edebilecek olanlardan hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmaması ve tebligattan kaçınmaları halinde, tebliğ memurunun ne şekilde davranacağı tüzüğün 28. maddesinde yazılı olup, buna göre tebliğ memurunun adreste neden bulunulmadığını bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtardan tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak tevsik etmesi gerekir iken, bu kurala riayet edilmeden yapılan tebliğ işlemi geçersizdir.
Somut olayda, dava dilekçesi ve duruşma günü, aynı Kanunu'nun 21. maddesinde yazılı usule uyularak tebliğ edilmiş değildir. Davalı, yargılamanın hiçbir oturumuna da gelmemiş, dava yokluğunda sürdürülüp sonuçlandırılmıştır. Temyiz dilekçesinde, haricen de olsa tebligattan haberdar olmadığını bildiren davalının bu beyanına da itibar etmek gerekmektedir. Zira, aynı Kanun'un 32. maddesine göre, usulsüz tebligatlarda muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihidir. Böyle bir beyan yoksa, tebligat usulsüz kalmaya devam edecektir.
1982 Anayasası'nın 36 ncı ve HUMK. nun 73. maddelerinde, mahkemece taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece, davalıya savunma olanağı verilerek, davalının varsa delilleri ibraz ettirilmesi, ibraz ettiğinde değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili yapılmadan yokluğunda hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bette açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy