(818 S. K. m. 249, 250, 251, 252)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.09.2003 tarih ve 2001/152-2003/364 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2004 günde davacı avukatı Sinem G. ile davalı İ. A.Ş. avukatı Pelin C. gelip, diğer davalı vekili tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Karşıyaka iskelesi üzerinde iş yeri mevcut iken davalı tarafından yaptırılan iş merkezinde daha iyi iş yapacağı inancıyla bu işyerini kapatıp 18.1 2000 tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile davaya konu iş yerini kiraladığını, iş merkezinin iskan ruhsatının bulunmaması nedeniyle belediyenin iş yeri kapatma cezasına muhatap olduklarını, kiralanandaki ayıbın giderilmesi için gönderilen ihtarların sonuçsuz kalması üzerine sözleşmenin 9.2.2001 tarihinde feshedildiğini ve mecurun mevcut durumunun mahkeme kanalıyla tespit ettirilip anahtarının da tevdi mahalli olarak teslim edildiğini, kira sözleşmesinin haklı olarak feshi nedeniyle ödenen götürü kira, komisyon, teknik hizmet, teminat ve 3 aylık kira bedeli toplamı 17.794 $ ile mecura yapılan faydalı ve zorunlu masraf tutarı 9.963.295.000 TL. daha önceki iş yerinin kapatılması nedeniyle de 20.000 $ zararın oluştuğunu ileri sürerek bu miktarların davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; davcının kiralanan yerin bulunduğu iş merkezinin iskân ruhsatının bulunmadığını bildiğini ve sözleşmede de bu hususun açıkça belirtildiğini, iskan raporu olmamasına rağmen davacının iş yerini kullandığını ve kazanç elde ettiğini, iskan raporunun alınmamasında müvekkiline yöneltilebilecek bir kusur bulunmadığını, Karşıyaka ve Çiğli belediyeleri arasındaki yetki uyuşmazlığı nedeniyle iskan ruhsatının alınamadığını savunarak davanın reddi ile fazlaya ilişkin hak saklı tutularak mecurun boş kalması nedeniyle şimdilik 3. 463 $ nın karşı dava olarak davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının kaba inşaat olarak davacıyı kiraladığı işyerinin ince işleri ve dekorasyonunun davacı tarafından yapılarak ekim 2000 tarihinde işletmeye açıldığı, dükkanın iskan ruhsatının alınması için gereken evrakların davalı tarafından temin edilmediği, belediyece ruhsatın alınmaması nedeniyle işyerinin kapatılacağının bildirildiği ve tutanaklar tutulduğu, davalının ihtarlara rağmen ruhsata yönelik ayıbı gidermediği, bu nedenle sözleşmenin davacı yanca haklı olarak feshedildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 17.792 $ teminat, komisyon, götürü kira, teknik hizmet bedeli ile 9.963.295.000 TL kiralanana yapılan masrafın davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine, usulüne uygun açılmış bir karşı dava bulunmadığından cevap ve 21.7.2003 tarihli dilekçelerindeki davalı istemleri konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde sözleşmenin kurulmasına aracılık eden dava dışı E. A.Ş'ne komisyon ücreti ödeneceğine ilişkin bir hüküm yoktur. Bu kalem adı altında davalıdan istenen miktar dava dışı E. A.Ş ile davacı arasında imzalanmış sözleşme ile anılan şirkete ödenmiş olduğundan davalıdan istenmesi mümkün değildir. O halde davacının ödediği komisyon ücretine ilişkin talebinin reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
3- Sözleşmenin 6. maddesi gereğince davacının davalıya ödediği götürü kira bedeli, mecurun davacıya teslimi tarihinden itibaren iş merkezinin halka açış tarihine kadar maktu olarak ödenen kira bedeli olması ve kiracı davacının bu süre içinde mecuru işletmiş bulunması nedeniyle iade kapsamında değerlendirilebilecek bir meblağ olarak kabulü mümkün değildir. Yine aynı şekilde 9. maddesi gereğince ödenen teknik hizmet bedeli de mecurun ve içinde bulunduğu iş merkezinin güvenliği açısından yapılacak teknik hizmetler karşılığı öngörülmüş maktu bir tutardır. Davacı bu hizmetleri almadığını ileri sürmediğine göre iadesini de isteyemez. Mahkemece götürü kira bedeli ve teknik hizmet bedelinin iadesi isteminin reddedilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
4- Kira sözleşmesinin imzalandığı ve kiralananın kiracıya teslim edildiği tarihlerde iş merkezinin inşaat halinde olduğu, anılan evrelerde binanın yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığının kiracı tarafından bilindiği uyuşmazlık konusu olmadığı gibi, dosyadaki kanıtlar ile de sabittir. Kiralananın bu hali ile çalışma izni alınamayacağını bilen davacı kiracının, kiralananı teslim aldığı tarihte bu hukuki ayıbı bildiğinin ve kira sözleşmesini haksız olarak feshettiği kabul edilmelidir. Ancak, kiralayan da, kira sözleşmesini 4 ncü maddesiyle kiralananın da içinde bulunduğu iş merkezinin halka açılma tarihini 2000 yılının üçüncü üç aylık dönemi olarak taahhüt etmiş olmasına karşın yapı kullanma izin belgesini bu zaman dilimi içerisinde sağlayamamış olmasından dolayı kusurludur. Bu durum karşısında mahkemece, hukuki ayıbı bilerek kiralananı teslim alan kiracının sözleşmeyi fesihte haksız olduğu, ancak, yapı kullanma izin belgesi olmadan işyerini kiraya veren ve bu belgeyi öngörülen tarihte edinemeyen kiralayanın da kusuru olduğundan tarafların diğer tazminat kalemlerinin de buna göre tartışılması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
5- Davalı vekili, yanıt dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla mecurun boş kalmış olması nedeniyle boş kalan süreye tekabül eden 3.463 $ faizi ile birlikte hüküm altına alınmasını istemiş, 21.11.2003 tarihli dilekçesi ile de bu miktarın davacının teminatından mahsubu suretiyle tahsiline karar verilmesi şeklinde takas/mahsup istemiştir. Mahkeme bu talebi karşı dava olarak algılamak suretiyle, usulüne uygun bir karşı dava olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Talep karşı dava şeklinde değildir. Takas/mahsup savunması olması ve davacının da açıkça karşı çıkmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin 17.4.01 tarihli yanıt dilekçesi ile de davacının teminatının geri verilmesi isteminin 1 ay 4 günlük kira bedeline isabet eden 3.463 $ lık kısmı dışında kalana itirazı olmadığına ilişkin beyanı gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken, davacı teminatının tümünün iadesine karar verilmesi de doğru görülmediğinden hükmün bu nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 5 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına, 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle de taraflar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın temyiz edenlere iadesine, 02.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy