(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 13, 23, 29, 34) (818 S. K. m. 42) (6762 S. K. m. 786)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.12.2003 tarih ve 2001/333-2003/765 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili satıcının, Bursa'dan İsviçre'deki alıcı firmaya götürülmek üzere davalıya teslim ettiği 29 karton, 345,5 kg. ağırlığında masa ve sehpa örtülerinden 14 kartonun alıcıya davalı tarafından eksik teslim edildiğini, kaybolan malların değeri ile ayrıca fatura bedelinin %30'u tazminatın alıcıya müvekkilince ödendiğini, mallar birbirini tamamladığı için alıcının pazarlamakta zorlandığını ileri sürerek, fatura tutarı 15.343.Sfr ile %30 ceza tutarı 4602.90 Sfr olmak üzere toplam zararın 19.945 Sfr tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıma işleri acentesi olduğunu, taşımayı fiilen dava dışı MGT şirketinin yerine getirdiğini, CMR Konvansiyonu'nun 13 ncü maddesi uyarınca, malların kaybolması halinde dava hakkının dava dışı alıcıda olduğunu, davacının ise gönderen-satıcı sıfatı ile hareket ettiğini, ayrıca, 23 ncü madde uyarınca sorumluluğun sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının asıl taşıyıcı sıfatı ile sözleşmenin tarafı olduğu, husumet itirazının yerinde görülmediği, 14 koli masa örtüsünün taşıma sırasında kaybolduğunu davalının faks ile bildirdiği, davalının sorumluluğu sabit ise de, CMR Konvansiyonu'nun 23/3 ncü maddesindeki sınırlı sorumluluğunun belirlenebilmesi için hangi malların kaybolduğunu, bunların miktarı, ağırlığı, gümrükle ilgili ödemelerin meblağı noktalarında bilgi ve belge gerektiği, bilirkişi raporunda bu eksikliklerin bildirildiği, davacı vekilinin, yurtdışında olan müvekkilinden bu bilgi ve belgeleri temin edemeyeceğini, mevcut delillere göre karar verilmesi gerektiğini imzalı beyanı ile bildirdiği, dolayısıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, zarar miktarını ispat ve buna ilişkin verileri temin yükümlülüğünün davacıda olduğu gerekçesiyle, miktar bakımından kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve CMR Konvansiyonu'nun 13 ncü madde hükmünde alıcının, somut olayda olduğu gibi malların kaybolması halinde, taşıma sözleşmesinden doğan hakları, kendi adına taşımacıya karşı kullanmak hakkına sahip olduğuna ilişkin yer alan düzenlemenin, taşıma sözleşmesinin tarafı olan satıcı-gönderenin, satış bedelini tahsil etmemesi halinde var olan dava hakkını ortadan kaldıracak nitelikte olmadığının kabulü gerekmesine, öte yandan, davalının dayandığı Nakliyeci Makbuzu başlıklı belge içeriğine, nakliye faturasına, CMR taşıma belgesine göre davalının asıl taşımacı sıfatının bulunması karşısında, aynı Konvansiyon'un 34. maddesi uyarınca dava dışı alt taşımacı ile birlikte müteselsilen sorumluluğunun bulunmasına, diğer yandan, dava dilekçesinde kısmi kaybolmaya karşılık gelen taşıma ücreti bölümü ile gümrük resmi ve diğer ödemelerin dava konusu edilmemiş olup, mahkemece bunlara yönelik gerekçe ile de davanın reddinin sonuca etkisinin bulunmamasına nazaran taraf vekillerinin aşağıdaki, bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, kaybolan malların değeri ile alıcının eksik teslimden doğan kazanç kaybı olarak istediği %30 tazminatın alıcıya ödendiğini ileri sürmüş ise de, fotokopisi dosyada mevcut faturanın kapalı fatura olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bir ödeme belgesi de eklenmemiştir. İhbar olunan alt taşımacı şirket vekili, alıcının eksik mal bedelini ödememesi halinde ancak davacının dava hakkının bulunduğu İş Bankası Buttim Şubesi'nde bulunan ihracat dosyasından bu hususun araştırılması gerektiğini bildirmiş, davalı da, davacının dava hakkının bulunmadığını savunmuştur. Davacı satıcının mal bedelini önce peşin alması, sonra eksik mal bedelini geri iade etmemesi halinde, bir zararı doğmayacağından, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerekecektir.
Mahkemece, davacının dava hakkının bulunup bulunmadığı üzerinde durulmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre, davacı temyizine gelince, dava dilekçesinde davacı alıcıya ayrıca tazminat ödediğini iddia etmesi, kaybolmanın nedenine ilişkin olarak davalının, faks yazılarında bir açıklama getirememiş olması dikkate alınarak, davalının sınırlı sorumluluk hallerinden yararlanamayacağına ilişkin aynı konvansiyonun 29 ncu maddesinin de somut olay bakımından tartışılması gerekmektedir.
Dairemizin 12.06.2000 tarih ve 4546-5446 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu'nun 29 ncu maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Bu kusur ve kastını, TTK. nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşıyıcının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşıyıcının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.
Mahkemece, bu ilamda yapılan açıklamalar ve ilkeler çerçevesinde, davalının hukuki durumunun Konvansiyonun 29 ncu madde hükmüne göre değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle kabul şekli bakımından davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan, davalının sınırlı sorumluluk hükümlerine tabi olduğu sonucuna varan mahkemece, sınırlı sorumluluğa ilişkin olarak zarar miktarına ilişkin gerekli bilgi ve belgelerin davacı vekilince ibraz edilemeyeceğinin imzalı beyanı ile bildirildiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Oysa davalı vekili yanıt dilekçesinde, kaybolan kolilerin eşit ağırlıkta olduğu varsayımı ile sınırlı sorumluluk miktarının belirlenmesini kabul etmiştir. Bilirkişi raporunda da, kolilerin eşit ağırlıkta sayılması varsayımı ile Konvansiyonu'nun 23/3. bendindeki SDR sınırı hesaplanmış ve mahkemenin takdirine sunulmuştur. BK.nun 42 nci maddesi de gözetilerek kolilerin eşit ağırlıkta sayılması gerekir.
Bu durumda, mahkemece, eksik teslim zararı yönünden gerçek zarar miktarının bilirkişiye tespit ettirilmesi, bulunacak bu miktarın sınırlı sorumluluk miktarını geçmemesi halinde buna hükmedilmesi, geçmesi halinde SDR sınırı olarak raporda bildirilen meblağa hükmedilmesi, alıcıya ödendiği ileri sürülen tazminat kalemine ilişkin diğer istemin üzerinde ayrıca durulması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, gerçek zarar miktarı hesaplatılmadan ve bu zararın SDR sınırını aşıp aşmayacağı belirlenmeden, aşacağı muhakkak imiş gibi, eksik malların brüt ağırlığının tespitine yarayacak bilgi ve belgelerin davacıya ibraz ettirilmesinden başlanarak uyuşmazlığın ele alınması, sorumluluk sınırı ile diğer istemin bir ilgisinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan, diğer istemin de aynı gerekçe ile kanıtlanmamış sayılması eksik incelemeye dayalı olup, hükmün bu nedenle davacı yararına kabul şekli bakımından bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ve davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 04.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy