(6762 S. K. m. 1292, 1299) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 74) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.03.2004 tarih ve 2003/134 - 2004/54 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortası ile sigortalı olan müvekkiline ait kamyonun, 2.4.2002 tarihinde çalındığını, davalının başvuruya rağmen poliçe ile teminat altına alınan aracın kasko bedeli 24.000.000.000.-TL'nin ödenmediğini ileri sürerek, anılan bedelin ihbar tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortanın olay tarihinden sonra yapıldığını, aracın çalındığı konusunda şaibelerin bulunduğunu ve temerrüdün en erken dava tarihinde oluşacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, aracın sigortalı olduğu dönemde çalındığı, hazırlık soruşturmasının daimi arama ile sonuçlandığı, ödeme için usulünce 03.05.2002 tarihinde başvurunun yapıldığı, kasko genel şartnamesine göre çalınma ile ilgili tüm gereklerin yerine getirildiği, poliçede kasko değerinin 24.000.000.000.-TL olduğu ve bedelin ödenmediği gerekçeleriyle, anılan bedelin başvurudan 8 işgünü sonrası olan 15.05.2002 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davaya konu hırsızlığın teminat dışı olduğunun ispatının davacı sigortaya düşmesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan ve çalındığı iddia edilen kamyonun, sigortaca ödenmeyen tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, sigortalı aracın çalınması halinde, sigortacının poliçede belirlenen azami sorumluluk sınırını geçmemek üzere, hırsızlık (riziko) tarihindeki gerçek değerinin tazmin edilmesi gerekir. Bu husus, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.4 maddesinde açıkça belirtilmiştir. Somut olayda ise yukarıda anılan şekilde bir araştırma yapılmaksızın, sigorta poliçesinde yazılı kasko teminat bedeli üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, belirlenen tazminat miktarına hükmedilen temerrüt faizinin başlangıç tarihi bakımından kurulan hüküm de doğru değildir. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.1 nci maddesine göre, kural olarak sigortacı, hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren, en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır.
Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, uyuşmazlığın esasının mahkemeye intikal etmesi halinde ise alacağın muacceliyetini eksper raporuna bağlayan poliçe genel şartlarının ilgili maddesinin uygulanma olanağı ortadan kalkarak, bu husus genel hükümlere tabi olur. Bu hususu düzenleyen TTK. nun 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 1292/1. maddesi uyarınca, bu maddede belirtilen tarihte sigorta tazminatı alacağı muaccel hale gelir. Yine, BK.nun 101/2.maddesi uyarınca ihbar edilen günün hitamı ile borçlu temerrüde düşmüş olur.
Somut olaya gelince; rizikonun teminat dışı kaldığından bahisle davalı sigorta tarafından davacının tazminat isteminin reddi üzerine, dava açılarak işin esası mahkemeye intikal ettiğine ve davadan önce davalıya 22.01.2003 günü tebliğ edilen ihtarnamede 7 gün süre verildiğine göre, bu durumda verilen sürenin sona erdiği 28.3.2003 gününden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, HUMK'nun 74. maddesi hükmüne de aykırı olarak, talep aşılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy