(6762 S. K. m. 1264, 1297) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.12.2003 tarih ve 2003/719 - 2003/959 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketince kasko sigortası yapılan müvekkilinin aracının, kaza yaparak hasarlanmasına rağmen zararın karşılanmadığını ileri sürerek, 1.148.020.000.-TL.nın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, prim ödenmediğinden poliçe iptal edildikten sonra rizikonun gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve rizikodan önce prim ödememesi nedeniyle poliçenin iptal edildiği, iptalin davacıya bildirildiği, poliçe temerrüt hükümleri ve primlerin rizikodan sonra ödendiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, prim taksitlerinin zamanında ödenmemiş olması nedeniyle, poliçenin davalı sigorta şirketince iptal edildiği ve iptal keyfiyetinin rizikodan önce davacıya bildirdiği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de esasen, davalı sigortanın fesih beyanı geçerli olmamasına göre, verilen karar doğru olmamıştır.
TTK'nun 1297. maddesinin 2 nci fıkrası Anayasa Mahkemesi'nin 11.03.1997 gün ve 24-35 sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, bu davada poliçenin feshine ilişkin olarak, TTK'nun 1264/1. maddesi yollaması ile BK'nun 101. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı sigortalı, poliçede öngörülen prim peşinatını poliçe tanzimi sırasında ve birinci taksitini de 11.04.2002 tarihinde ödemiş, diğer taksitler ise ödenmemiştir. Bunun üzerine davalı sigorta, davacıya 04.06.2003 tarihini taşıyan ve 11.06.2002 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılan iki ayrı yazı göndererek, birinde ödenmeyen primlerin ödenmesini istemiş, diğerinde ise sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Bu yazıların aynı tarihli olmalarına göre, hangisinin gönderildiği ya da her ikisi de gönderilmiş ise hangisinin, diğerinden önce gönderildiği de anlaşılamamaktadır. Buna göre, davalı sigortanın sözleşmeyi feshi, TTK'nun 1297/2. maddesinin iptal edilmesinden sonra, usulüne uygun olarak önce ödeme için süre verip sonra fesih bildirilmediğinden ve ayrıca aynı tarihte hem süre verilmesi ve hem de feshin bildirilmesi, geçerli bir fesih oluşturmamıştır.
Öte yandan, davacı tarafından daha sonra ödenmiş bulunan prim borcu da savunma çerçevesinde davacıya iade edilmemiştir.
Bu durumda, feshin geçersiz olmasına, poliçenin peşinatı ve ilk taksiti ödenmiş ve poliçe teminatının başlamış bulunmasına göre, mahkemece, işin esasına girilerek, zararın ve temerrüt tarihinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy