(6762 S. K. m. 381) (1163 S. K. m. 53, 81)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Isparta Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2004 tarih ve 2003/486-2004/125 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kooperatif başkanı ve temsilcileri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ferdi mülkiyete geçtiği halde, 3.7.2003 tarihinde genel kurulda binaya asansör yapılmadan fesih ve tasfiye kararı alındığını ileri sürerek, genel kurulda alınan asansör yapılmamasına ve kooperatifin tasfiyesine ilişkin kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif temsilcileri, davanın yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, projedeki yapım tamamlanmadan tasfiye kararı alınamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Kararı, davalı kooperatif başkan ve temsilcileri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı kooperatif temsilcilerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif genel kurulunca alınan tasfiye kararının iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2 nci maddesi hükmü uyarınca, konut yapı kooperatiflerinin dağılma kararı alabilmeleri için, ferdi mülkiyete geçilmiş olması yeterli olmayıp, ayrıca anasözleşmede öngörülen tüm işlerin tamamlanması gereklidir. Ancak bu hükme uyulmaması, alınan genel kurul kararının mutlak butlan ile geçersizliğini gerektirmemektedir. Bu husus, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53 ncü maddesi hükmü kapsamında iptal nedenlerindendir.
TTK'nun 381 nci maddesi gereğince genel kurul kararlarının iptalini isteyebilme koşulları ve kimlerin ne şekilde dava açabileceği öngörülmüş olup, buna göre toplantıya katılan ortakların dava açabilmeleri için karara muhalif kalmaları ve kararın alınmasından sonra muhalefetini tutanağa geçirmeleri gerekir.
Somut olayda, davacı, genel kurula katılıp, iptali istenen karara karşı ret oyu kullanmış ise de muhalefetini tutanağa geçirmemiştir. Bu durumun, TTK'nun 381 nci maddesi anlamında geçerli bir muhalefet sayılmamasına ve dolayısıyla davacının dava açma hakkı bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı temsilcilerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy