(6762 S. K. m. 54) (556 S. KHK. m. 61, 62, 70)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.02.2004 tarih ve 2003/59 - 2004/15 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 03.05.2005 günde davalı avukatı Ahmet Kılıçoğlu gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1956 yılında tescil edilen ticaret unvanının çekirdek unsuru Polar ibaresinin 06.11.1997 tarihinde hizmet markası olarak tescil edildiğini, ayın konuda faaliyet yürüten davalının ticaret unvanında anılan ibareye yer verilmesinin markaya tecavüz oluşturduğunu, gönderilen ihtarın sonuç vermediğini ileri sürerek, Polar sözcüğünün davalının unvanından silinmesini ve kullanılmasının önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1992 yılında ticaret unvanını tescil ettirmesine nazaran davanın zamanaşımına uğradığını, Polar ibaresinin müvekkilince tanınmasının sağlandığını, tarafların unvanlarının ayırt edilmesine yeterli ekler bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, ticaret unvanlarının tescil tarihleri itibariyle davacının önceye dayalı üstün hakkı bulunduğu, kaldı ki davalının marka tescil başvurusuna itirazı veya sonradan hükümsüzlük talebinin bulunmadığı, tarafların ticaret unvanlarındaki vurgu sözcüğünün Polar olduğu, iştigal konularının da benzer olduğu ve davalı tarafça da zaman zaman şirketlerin karıştırıldığını ikrar edildiği, davalının iradesi ve markaya tecavüzünün sürekliliği karşısında zamanaşımının sözkonusu olmayacağı, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 70 nci maddesine dayalı bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu savunmasının dayanaksız olduğu, davanın anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 9/2-d, 61/a ve 62/a-e maddeleri uyarınca yerinde olduğu gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davalının ticaret unvanındaki vurgu sözcüğü Polar ibaresinin davacının tescilli hizmet markası Polar ile özdeş olması ve tecavüz oluşturduğu iddiasına dayalı anılan sözcüğün davalının ticaret unvanından silinmesi isteğine ilişkindir.
Davacının Polar Maden ve San. A.Ş. unvanı 24.02.1956 tarihinde Ankara'da, davalının Polar Dış Tic. Ltd. Şti. unvanı ise 1992 yılında Beyoğlu'nda ticaret siciline kaydettirilmiştir. Davacının Polar markası 35 nci sınıf için 06.11.1997, 36, 38 ve 39 ncu sınıflar için ise 09.07.1999 tarihinde hizmet markası olarak tecil ettirilmiş bulunmaktadır.
Dava dilekçesinde, davacının önceye dayalı ve üstün hak sahibi olduğu ticaret unvanı ile ilgili olarak TTK. nun 54 ncü maddesi anlamında ve kapsamında bir talepte bulunulmamış, sadece tescilli markadan dolayı 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61 nci maddesine dayanılarak davalının ticaret unvanındaki marka ile özdeş ibarenin silinmesi talep edilmiştir.
Tarafların anasözleşmelerinde belirtilen faaliyet konuları ile markaların içerdiği hizmet-faaliyet çeşitleri ve davalının iştigal alanları farklıdır. Davacı, davalıya ihtar keşide ettiği 12.08.1999 tarihine kadar yedi yıl süreyle davalının ticaret unvanına ses çıkarmamış, markaların tescilinden sonra davalının unvanındaki ibareye dönük terkin iradesini haricileştirmiş, davalının 16.09.1999 tarihli cevabi ihtarla sergilediği olumsuz tutuma karşın 2,5 yılı aşkın bir süre bekledikten sonra 13.05.2002 tarihinde işbu davayı ikame etmiştir. Hem bu olgulara hem de tarafların faaliyet konuları ile hizmet markasının kapsamı karşısında marka hakkına dayalı olarak davacı marka sahibinin davalının ticaret unvanı ile ilgili olarak böyle bir talepte bulunamayacağı düşünülmeden davanın reddi yerine kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy