(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2003 tarih ve 2002/131-2003/920 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK. nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, TTK. nun 1301 nci maddesi uyarınca açmış olduğu davasında sigortalı araca çarpan davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, kusurun sigortalı araç sürücüsünde olduğunu savunmuştur. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporları uyarınca sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün kusur incelemesi bakımından yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Zira, olayın meydana gelmesine ilişkin olarak düzenlenen 01.05.2001 tarihli kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsü Mustafa Solmaz'ın sert viraja içten girerek şerit tecavüzünde bulunduğu, tam kusurlu olduğu açıklanmıştır. Yapılan keşif sonucu trafik polis memuru bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise olayın oluşu şekli aynen kabul edilip tutanağın aksine davacıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu ifade edilmiştir. İtiraz üzerine Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda da olayın oluş şeklinin kaza tespit tutanağına göre meydana gelmesi halinde davalı araç sürücüsünün, birinci bilirkişi raporunda açıklandığı şekilde meydana gelmesi halinde ise davacıya sigortalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu yönünde ihtimalli görüş bildirilmiştir. Davalı vekili kaza tespit tutanağının doğru olmadığı yönünde kanıt listesi sunmuş, tanık bildirmiş ise de bu tanığının ne keşifte ne de daha sonra dinlenmesini talep etmemiştir. Gerek birinci bilirkişi raporunda gerekse Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda kaza tespit tutanağının aksine kusur verilmesi nedenleri açıklanmamıştır. O halde mahkemece, davacı vekilinin itirazları da değerlendirilerek kaza tespit tutanağı içeriği, olayın oluş şekline ilişkin kroki, yol durumu, araçların çarpışma noktaları da dikkate alınarak yeniden trafik konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak tarafların kusur durumunun tespitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy