(3226 S. K. m. 17) (6762 S. K. m. 1288) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2003 tarih ve 2001/1673-2003/1998 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.05.2005 günde davacı avukatı Munise Dayı ile davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ulusal yayın yapan bir radyo kuruluşunun sahibi olduğu, bu radyonun yayınlarının iletilmesi için yurt dışından ithal edilen bakı elektrik cihaz ve vericilerle ilgili olarak, davalı Demir Finansal Kiralama A.Ş.nin kiralayan, müvekkili şirketin kiracı olduğu bir finansal kiralama sözleşmesi imzaladığı, sözleşmeye konu cihazların, anılan sözleşmenin 16. maddesi uyarınca prim bedeli müvekkilince ödenmek suretiyle davalı finansal kiralayan belirlediği ve iştiraki olan diğer davalı sigorta şirketine kendi belirlediği bedel ve şartlarla kiralayan lehine sigortalandığını, sözleşmeye konu cihazların 24.04.2001 tarihinde olumsuz hava koşulları nedeniyle hasara uğrayıp, kullanılamaz hale geldiğini, hasarın ekspertiz vasıtasıyla KDV hariç 4635 EURO şeklinde saptandığını, müvekkilince hasarın giderilmesi için KDV dahil toplam (5.444.368.475) TL, harcama yaptığı, davalı sigortaca eksik sigorta olduğundan bahisle hasarın sadece (3.505.566.208) TL.lik kısmının ödeneceğinin belirtildiği, bunun üzerine sigorta poliçesinin lehtarı olan Demir Finansal Kiralama A.Ş.ne ihtarname keşide edilerek bakiye alacağın ödemesinin istenildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, gerek sözleşme ve gerekse poliçenin lehtarının davalı kiralayan olup, müvekkilinin, ne sigorta şirketini, ne poliçe tutarını, ne de teminatın koşullarını belirleme gibi bir hakkı olmadığı gibi, sigorta şirketini dava etme hakkının da bulunmadığını, kaldı ki, cihazların USD olarak kesilmiş fatura değeri karşılığını saptayan, poliçede yer alan enflasyon oranını uygun görenin de bizzat davalı leasing kuruluşu olduğunu, Şubat 2001 ortalarında USD kurunda meydana gelen aşırı artıştan sorumlu olanın müvekkili olmadığını, davalı kiralayan tarafından, müvekkili şirkete, teminat limitinin yükseltildiği veya yükseltilmesi gerektiği yönünde bir başvuruda da bulunulmadığını ileri sürerek, (1.939.802.267) TL. hasar alacağının reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Demir Finansal Kiralama A.Ş. vekili, Finansal Kiralama Kanunu'nun 17. maddesi gereği kiralayan tarafından sigorta yaptırılması zorunlu olduğundan, söz konusu malların müvekkilince Demir Sigorta A.Ş. ne %50 enflasyon oranı ile sigorta ettirildiğini, eksik sigortanın söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki Finansal Kiralama Sözleşmesinin 16. maddesi ve davacı tarafından verilen taahhütname karşısında davacının talep hakkının olmadığı, sigorta şirketince ödenen (3.505.566.208) TL. hasar bedelinin davacılara ödendiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Demir Sigorta A.Ş. vekili, poliçenin Türk Lirası üzerinden enflasyona uyarlı olarak düzenlenmesi ve emtianın değerinin de döviz üzerinden belirlenmesi nedeniyle, poliçe bedeli ile emtia değeri arasında oransızlık ortaya çıktığını, TTK.nun 1288 nci madde uyarınca yapılan hesaplama sonucunda davaya (3.505.566.208) TL. ödendiğini, basiretli bir tacir gibi davranmayıp, gelişen piyasa koşullarına göre önlem almayan davacının bu nedenle uğradığı zararının tazminini talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara nazaran, taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin 14. maddesinin davacı kiracıya kiralananı özenle kullanma borcu yüklediği, 15. maddede ise kiralananın hasara uğraması halinde kiralayanın maruz kaldığı zararlardan sorumlu tutulacağının kararlaştırıldığı, 16. maddede ise kiracının sigorta şirketi tarafından kiralayana ödenecek prim, komisyon ve bedeller üzerinde hak iddia edemeyeceğinin belirlendiği, anılan koşullar değerlendirildiğinde, davacının talebinin yerinde olmadığı ve eksik sigorta hususunun değerlendirilmesinin gerekmediği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile davalılardan Demir Finansal Kiralama A.Ş arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesinin 14.maddesi davacı kiracıya kiralananı özenle kullanma yükümlülüğü yüklemekte, 15.maddesi ise kiralananın ziya ve hasara uğraması halinde kiralayanın maruz kalacağı tüm zararların davacı kiracının sorumluluğunda alacağı kararlaştırılmışsa da, anılan hükümlerin tatbik edilebilmesi için davacı finansal kiracının kiralananı özenle kullanma yükümünü ihlal etmesi,başka bir anlatımla ortaya çıkan zararla ilgili olarak kusurlu bir hareketinin bulunmasına bağlı olup, somut olayda davacının bu yönde bir kusurunun varlığı iddia ve ispat edilmiş olmadığından, finansal kiralama sözleşmesinin 14. ve 15. maddelerinin olaya tatbik imkanı yok ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davalı finansal kiralayan tarafından yaptırılacak sigortanın döviz üzerinden yaptırılma zorunluluğu bulunmadığı gibi, söz konusu sigorta poliçesine karşı davacı kiracı tarafından bir itirazda bulunulmamış, onun tarafından sigorta primleri TL cinsinden ödenmeye devam edilmiş, uygulama onun tarafından benimsenmiştir. Bu durumda, davacı kiracı tarafından eksik sigortaya dayalı olarak bir istemde bulunulması söz konusu olamayacağı gibi,ortaya çıkan zararlandırıcı olay sonrası finansal kiralama sözleşmesini feshetmeyerek ayakta tuttuğuna göre, artık eksik sigorta nedeniyle kiralayanın sebepsiz zenginleştiği iddiasına dayalı dava açması da mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle,mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibarıyla doğru olmakla HUMK'nun 438/son maddesi hükmü gereğince,kararın açıklanan gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, davalı taraf duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına,aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy