(6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1, A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.10.2003 tarih ve 2002/1495 - 2003/1137 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortalı olduğunu, meydana gelen kaza sonucu oluşan hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, 4.808.895.829. TL hasar bedelinin olay tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, ihbar edilen hasara ilişkin yapılan incelemede araç sürücüsünün ıslak zeminde kaydığının ileri sürülmesine karşın sigortalıya bir aracın çarptığı ancak tek taraflı bir kaza gibi gösterildiğinin ikrar edilmiş olduğunu, sigortalının hasarın meydana geliş şeklini sigortacıya doğru bildirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dairemizce görevsizlik kararının bozulmasından sonra, mahkemece bozmaya uyularak gönderme kararı verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre davacı tarafından imzalı belge ile trafik kazasının, kaza tespit tutanağında gösterildiği gibi olmadığının anlaşıldığı davalı sigorta şirketine gerçeğe uygun ihbar yapılmadığı davacının kasko sigorta sözleşmesine aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı şirkete ait aracın 16.04.1999/2000 dönemi için davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigorta yaptırıldığı ve davalı şirkete kasko sigortalı araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281 nci maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş seklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 nci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte; sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın 1.5 nci maddesi ve TTK.nun 1292/3 ncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; olayın sigortalının beyan ettiği şekilde meydana gelmediği sigortalı araç sürücüsünün imzalı beyanından anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, hasara neden olan kazanın teminat dahilinde meydana geldiğine dair kanıt yükünün davacıda olduğu hatırlatılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy