(1163 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.04.2004 tarih ve 2003/144 - 2004/189 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden ihracı üzerine açtığı iptal davasının 16.03.1999 günü müvekkili lehine sonuçlanmasından sonra, ancak bu kararın temyiz nedeniyle henüz kesinleşmesinden önce keşide edilen iki ihtarname dayanak yapılarak verilen 13.07.1999 tarihli ihraç kararının müvekkiline 23.07.1999 günü tebliğ edildiğini, bu kararın kötüniyetli olduğunu ve yok hükmünde sayılması gerektiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini ve konutun teslimini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süre yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ilk ihraç kararı kesinleşmeden keşide edilen ihtarnameler üzerine verilen ve işbu dava konusu edilen sonraki ihraç kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve konutunu talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının üyeliğinin devam ettiğinin tespitine, mali yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde konutun teslimine karar verilmiştir.
Dava, ilk ihraç kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra açılmış olup, sonraki ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkili hakkında daha önce bir ihraç kararı bulunduğunu ve bu karar hakkında açılan iptal davasının yargılaması devam ettiği sırada, keşide edilen ihtarnamelere dayalı olarak müvekkilinin ikinci kez ihraç edilmesinin mümkün olmadığını, ikinci ihraç kararının kötüniyete dayandığını ve yok hükmünde olduğunu, dolayısıyla ikinci ihraca ilişkin işbu davanın süreye tabi olmadığını ileri sürmüş olup, mahkemece de bu iddia kabul edilerek, sonraki ihraç kararı, ihtarnameler değerlendirilmeden sadece bu gerekçelerle iptal edilmiştir.
Oysa, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/son maddesinde, 06.10.1988 tarihli ve 3476 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe ve dosyada mevcut anasözleşmenin 14/son maddesi hükmüne göre, ihraç kararının kesinleşmesine kadar, ortağın hak ve yükümlülükleri devam eder. İhraç kararına karşı süresinde dava açılsa dahi, dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar, ortak aidat yatırmaya devam etmek zorundadır. Dolayısıyla, ihraç kararından sonra devam eden aylara ilişkin yapılacak ödemelerin davalı kooperatifçe kabulü, ihraç kararından dönüldüğü ve davacının üyelik sıfatının devam ettiğinin kooperatifçe benimsediği anlamına yorumlanmamalıdır. Başka döneme ilişkin, ödenmeyen aidat borçlarına konu ihtarnamelere dayalı sonraki ihraç kararı, yok hükmünde olmadığı için, buna ilişkin dava da süreye tabidir.
Davacı dava konusu ihraç kararını 23.07.1999 günü bizzat öğrenmiş olup, davacı vekili de esasen dava dilekçesinde, bunu kabul etmektedir. Bu itibarla, mahkemenin, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar ederek, davayı süresinde kabul edip, esasa girmesi isabetsiz olmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, üç ay olan hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın süresinde kabulü suretiyle esasa girilmesi doğru olmadığı gibi, ihtarnameler değerlendirilmeden, sadece MK. nun 2 nci maddesine dayalı yazılı gerekçeler ile davanın kabulü, kabul şekli bakımından da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy