(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) m. 23, 27, 30) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.12.2003 tarih ve 2002/519 - 2003/1432 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı otomobil parçalarının Fransa'dan Bursa'ya davalıların taşıyanı ve sürücüsü olduğu kamyon ile taşınması sonrasında, varma yerinde sürücünün katılımı ile düzenlenen tutanak ile bir bölüm emtianın hasarlı olarak teslim edildiğinin belirlendiğini, müvekkilince 18.10.2001 tarihinde sigortalısına 3.543.000.000.-lira ödendiğini, davalılara başvuruya rağmen ödeme yapmadıklarını ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan reeskont oranda temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, hasarın CMR Konvansiyonu'nun 30 ncu maddesine uygun olarak tesbit ve ihbar edilmediğini, kaldı ki 23 ncü madde hükmüne göre sınırlı sorumluluklarının bulunduğunu, 27 nci madde hükmüne göre dava tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebileceğini, talep edilen faizi de kabul etmediklerini, ıslah dilekçesi ile de müvekkili ile davacı sigorta şirketi arasında akdedilen Nakliyat Abonman Sözleşmesi gereğince davacının tazminat isteminde bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna doğrultusunda, davalı taşıyıcının malların muayenesi ve kontrolünü yaparak sağlam ve eksiksiz olarak teslim aldığı, emtianın varma yerine ulaştığında, nakliyede hasarlandığı ve taşıma senedine malların hasarlı olduğuna dair meşruhat düşüldüğü, hasardan taşıyıcının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, taşıma sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat alacağının, TTK'nun 1301 nci maddesi hükmü uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davalılardan şirket vekilince, yargılama sırasında müvekkili ile davacı şirket arasında yapılan Nakliyat Abonman Sözleşmesine dayalı olarak, davacının anılan sözleşme uyarınca rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle savunmasını ıslah etmesine rağmen mahkemece, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle, mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalılardan şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan şirket vekilinin temyiz itirazının kabulü kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy