(818 S. K. m. 83, 476, 474)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.2.2004 tarih ve 2002/100 - 2004/45 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin dava dışı şirket adına Macaristan'dan İstanbul'a taşıdığı yükü müvekkilinin işleticisi bulunduğu Antrepo Gümrük sahasına teslim ettiğini, malların iki yıl geçmesine karşın alıcısına teslim alınmaması üzerine yapılan araştırmada alıcı görünen firmanın gerçekte var olmadığı anlaşılınca imha edildiğini, antrepo ücretinden ve imha giderlerinden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, ıslah yolu ile artırılan 462.717 USD. antrepo ücreti ve 2.500.000.000.- TL.'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında müvekkilinin dava dışı asıl taşıyıcı E. K. İle yaptığı anlaşmayla yüklerin bulunduğu yerde aracının olması halinde taşıma işi üstlendiğini, E.'in talebi üzerine yükün 2/7'sinin o sırada Macaristan'da bulunan müvekkiline ait 2 araçla İstanbul'a taşındığını, müvekkilin göndericiyle bir ilişkisi bulunmadığı gibi davacı ile ardiye sözleşmesi de yapmadığından husumet yöneltilemeyeceğini; davacının kötü niyetli biçimde malları deposunda tuttuğu iki yıl boyunca ücretten sorumlu tuttuğu müvekkilini haberdar etmediğini, BK. 476 ncı maddeden doğan hapis hakkını kullanmadığını, 474 ncü maddeden doğan muhafaza borcunu ifa etmediğini, istenilen bedelin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taşıma ve teslim belgelerine, imha tutanağına, davalının acentelik sözleşmesine, gümrüklü antrepo tarifesine ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, gümrük idaresine taşıyıcı olduğu bildirilen davalının taşıyıcı durumunda olduğu, acente kabul edilse bile acente olarak taşıyıcı sıfatı ile asıl taşıyıcı ile birlikte sorumlu olduğu; gönderilen (alıcı) görünen firmanın mevcut olmadığı, alıcının rızasını almadan kendi inisiyatifi ile malları davacıya ait antrepoya tevdi eden davalının depolama ücretinden sorumlu olduğu; BK.'nun 476 ncı maddesindeki üç aylık güvenin ardiyeci için konulmuş bir süre olduğu, malları depoya koyanın alınacağı zamanı da tayin edeceğinden ardiyeci tarafından ihtar edilmesinin gerekmediği, istenilen ardiye ücreti ve imha giderinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, yapılan inceleme ve araştırma ve kısmen benimsenen bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir. Gümrük ve uluslar arası taşıma uzmanları ile ardiye işletmecisinden oluşturulacak yeni bilirkişileri kurulundan, Gümrük mevzuatı ve depolanan malın niteliğine nazaran malın ne zaman imhasının gerekeceği, idareden gelen cevapta özel kişilere ait antrepolarda resmi tarifelerin uygulanmadığı, ücretin işletici ile müşteri arasında serbestçe kararlaştırıldığının bildirilmesi karşısında depolanan malın türü, niteliği ve değeri ile özel antrepo işletmeciliği teamülleri ve fiyat ortalamalarına nazaran ilgili tarihlerde istenebilecek ücretin ne olabileceği, davacı deposunun kapasitesinin böyle bir depolama hizmetine uygun olup olmadığı tarafların sıfatına göre ardiye ücretinin yabancı para cinsinden istenebilirliği hususlarında ayrıntılı rapor alınıp, davacının malları deposunda bulundurduğu iki yıl boyunca taşıma belgelerindeki gönderilene ulaşma yönündeki çaba ve girişimlerinin ne olduğu saptandıktan sonra davalılardan istenebilecek alacağın belirlenmesi gerekirken, hiçbir hesaplama ve irdeleme içermeyen ve sadece istenen alacağın tarifeye göre makul olduğunu bildirmekle yetinen bilirkişi raporunun esas alınması ve BK.83 ncü maddesi koşulları tartışılmadan istem gibi yabancı para cinsine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davalının istemi üzerine Macaristan'da yerleşik asıl taşıyıcıya davanın ihbarı işlemi yönünde karar alınması ve bakanlık kanalı ile tebligat çıkartılmasına karşın sonucunun beklenmemesi ve akıbetinin araştırılmaması suretiyle davalının ileride başvurabileceği rücu olanaklarının zorlaştırılması doğru olmamış, kararın bu yönden de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentteki nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 10.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy