(1086 S. K. m. 213, 377)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.03.2004 tarih ve 2003/9 - 2004/95 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatiften ihracının mahkeme kararı ile iptal edildiğini, ancak kendisine tahsis edilen konutun diğer davalıya satıldığını ileri sürerek, eksik aidatını ödemek üzere bu konutun kendisine tahsisini ya da bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davayı takip etmediği, keşif ve bilirkişi incelemesi için gider yatırmadığı ve bu suretle davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, hakkındaki ihraç kararı iptal edilen üyenin, kooperatiften kendisine konut tahsis edilmesi ya da bu mümkün değil ise ödediği aidatın iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının davayı takip etmemesi ve davalının da takip edeceğini bildirmesine göre, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu karar doğru olmamıştır.
HUMK'nun 213/2 ve 377/1 nci maddeleri hükümlerine göre, davacının duruşmaya gelmemesi ve davalının da davayı takip edeceğini bildirmesi durumunda, yargılamanın davacının yokluğunda devam edeceği açıktır. Ancak bu durumda, davacının davayı takip etmediği, delillerini sunmadığı ve buna göre davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın esastan reddi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece HUMK'nun 213 vd. maddeleri çerçevesinde tahkikata devam edilerek, davalının savunmaları ve davanın reddini gerektirecek delilleri toplanarak, savunma kapsamına göre, gerekirse doğru olmadığının belirlenmesi açısından, giderleri davalıdan alınarak, davacının iddia ve delilleri de araştırılarak, varılacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
O halde mahkemece, anılan hüküm ve açıklamalar gözetilmeksizin, HUMK'nun 409 ncu maddesi hükmüne göre davayı yenileme hakkı bulunan davacının, bu hakkını da ortadan kaldıracak ve hakkında kesin hüküm oluşturacak biçimde, davalının istemi doğrultusunda davaya devam olunarak yazılı gerekçelerle davanın esastan reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış, anılan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına, BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy