(818 S. K. m. 110, 483) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 13. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2003 tarih ve 1998/700-2003/1175 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalılardan Banka ile Ali İsmail Karadoğan vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.05.2005 günde davacı-karşı davalı avukatı Mustafa Vuran ile davalı Yapı Kredi Bankası avukatı Ali Avcı ve Ali İsmail Karadoğan avukatı İlhan Keskin gelip, diğer davalı ve karşı davacılar avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın Ostim Şube Müdürü olan davalı A.İsmail Karadoğan'ın, 10 yılı aşkın süredir davalı bankanın müşterisi olan müvekkilinden rica etmesi ve manevi baskı uygulaması sonucu, müvekkilinin şube müdürü ve işgal ettiği makama güvenerek hesabındaki 51.000 DM ile 13.730 USD.nı 16.02.1998 tarihinde TL. olarak çekip, davalı müdüre verdiğini, bu alacağa karşılık 9.850.000.000 TL. bedelli, diğer davalı limited şirketin keşide ettiği çekin davalı müdür ve müdür yardımcısı tarafından ciro edilerek müvekkiline verdiklerini, süresinde çeki ibraz etmek ve arkasını yazdırmak istemesine karşılık davalı gerçek kişilerin ağır sorumlulukları bulunduğu şeklindeki beyanları karşısında davacının çeki bankaya ibraz etmediğini, müvekkili gibi 20 kadar müşterinin iyiniyetini suistimal eden davalı banka görevlileri ile, bu personelleri istihdam eden davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 9.850.000.000 TL.nın 16.03.1998 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı Yaşar Mete vekili, müvekkilinin borçlu sıfatı ile hiçbir imza atmadığını ve davacıya borçlanmadığını, dava konusu çekin zamanaşımına uğradığını asıl davanın reddini istemiş, karşı dava ile de, müvekkilinin davacı-karşı davalıya 1.275.000.000 TL. ödünç verdiğini belirterek, bu bedelin faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı banka vekili, davacının, parasını o tarihte şube müdürü olan İsmail Karadoğan'a değerlendirmek üzere teslim ettiğini, bu işlemlerle müvekkili bankanın bir ilgisi olmayıp husumet yöneltilemeyeceğini, BK.nun 55. ve 100. maddelerinin olayda uygulama imkanı bulunmadığını, tüm işlemlerin davacının talebi ve bilgisi dahilinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ali İsmail Karadoğan vekili, davacı iddialarının doğru olmadığını, süresinde ibraz edilmeyen çekten dolayı davacının çeke dayalı talepte bulunamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Necati Kara vekili, dava konusu çekte müvekkilinin cirosu bulunmadığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, davacının, davalılardan Bas-Yayın Ltd. Şti. tarafından keşide edilen davalı bankanın Ostim Şubesi'ne ait 16.03.1998 tarihli, 9.850.000.000 TL. bedelli Çek bedelinin tahsilini istediği, davalılardan Necati Kara, Ali İsmail Karadoğan ve Yaşar Mete'nin ciroları bulunduğu, Necati Kara cirosu altındaki imzanın adı geçene ait olmadığı davalı banka Genel Müdürlüğü'nün Bina Kur Firmasına yeni kredi açmaması nedeniyle şube müdürü tarafından başka müşterilerin kredili hesapları kullandığı, kimi müşterilerin imzasını alarak, kimi müşterilerin haberi olmaksızın bu firmaya kredi açmaya devam ettiği, bu işin ortaya çıkması üzerine açılan kamu davasının 4389 ve 4616 sayılı Yasalar gereği ertelenmesine karar verildiği, dava konusu 9.850.000.000 TL.lık çek bedelinin davalı bankaca teminat altına alınmak üzere Bina Kur Ltd. Şti. taşınmazlarının üzerine ipotek konularak teminat altına alındığı, bu davranışla davalı banka yetkililerinin olayla ilgili soruşturma aşamasında çekte kendi yetkililerinin de imzası bulunması nedeniyle alacağı teminat altına alma ihtiyacını duydukları, BK.nun 55. maddesine göre banka personelinin fiilinden davalı bankanın da sorumlu olduğu, davacının davalı-karşı davacı Yaşar Mete'den 1.275.000.000 TL. tahsil etmiş olmakla, bakiye 8.575.000.000 TL. kaldığı, olayda davacının da %20 kusurlu olup, 1.715.000.000 TL.nın tenzili gerektiği sonucuna varılarak, asıl davada 6.860.000.000 TL.nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Necati Kara dışındaki davalılardan tahsiline, davalı Necati Kara hakkındaki davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı, davalılar banka ile Ali İsmali Karadoğan vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı banka nezdindeki davacıya ait mevduat hesabındaki paranın dava dışı şirkete verilmesine davalı banka çalışanlarının neden olduğu iddiasıyla, alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı banka nezdindeki davacı adına olan mevduat hesabındaki paranın davacı tarafından çekilerek, bankada görevli olan şube müdürü ve müdür yardımcısının teklifi üzerine, paranın dava dışı limited şirkete ödünç verildiği ve karşılığında diğer bir dava dışı şirketin keşide ettiği çekin davacıya verildiği taraflar arasında tartışmasızdır. Davacıya verilen çekin arkasında davalı bankanın cirosu da bulunmamaktadır. Davacıya ait paranın ödünç verildiği dava dışı Bina Kur İnş San ve Tic Ltd Şti.ne ait taşınmaza davalı banka lehine konulan ipotek belgesinde dava konusu çek bedeline yer verilmesinin, davacıya karşı borcun davalı banka tarafından üstlenildiği olarak düşünülmesi de mümkün değildir. Zira bu ipotek tesisinin, dava konusu çekten dolayı davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilmesi halinde, bankanın kendini güvence altına almaya yönelik olarak bu işlemi gerçekleştirdiği, bu konuda davacıya bir taahhütte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının kendi iradesi ile, davalı bankadan parasını çekmesi ile, davacı ile davalı banka arasındaki hukuki ilişki sona ermiştir. Bundan sonraki gelişmeler, diğer davalı gerçek kişiler ile davacı arasındaki özel ilişkiden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davalı Yapı ve Kredi Bankası AŞ.ne husumet yöneltilmesi mümkün bulunmamaktadır. Davalı banka hakkındaki davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı Yapı ve Kredi Bankası AŞ yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı Ali İsmail Karadoğan vekilinin temyizine gelince; Davacı, davalı banka müdürü olan İsmail Ali Karadoğan'ın yönlendirmesi ile parasını, dava dışı şirketin keşide ettiği çek karşılığı bir başka şirkete borç verdiğini iddia etmektedir. Görüldüğü üzere, davalı banka müdürünün davacıya karşı BK.nun 110.maddesi gereğince 3.şahsın fiilini taahhüdü veya BK.nun 483. maddesi gereğince kefaleti bulunmamaktadır. Böyle bir taahhüt veya kefaletin var olması halinde, bunun varlığının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Davalı Ali İsmail Karadoğan'ın, 3. şahsın fiilini taahhüt veya kefaleti olduğunun kanıtlanamaması ve davacının dava dışı şirkete borç vermesi ile ilgili yönlendirmesinde davalı Ali İsmail Karadoğan'ın kusurlu bulunması halinde ise, adı geçen davalının haksız eylemden dolayı sorumluluğuna karar vermek gerekecektir. Mahkemece, tüm bu hususlar araştırılarak, davalı Ali İsmail Karadoğan'ın sorumlu olup olmayacağının tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı Ali İsmail Karadoğan yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince; Davacı, dava konusu ödünç sözleşmesi gereği keşide edilen çekten dolayı, hamili olduğu çek bedelinin tahsili amacıyla 08.05.1998 tarihinde borçlular Ali İsmail Karadoğan, Yaşar Mete, Necati Kara ve Bas Yangın Tecrit Malz ve İnş San Ltd. Şti. hakkında icra takibi başlatmıştır. Borçluların itirazı üzerine icra takibi durmuş ve davacı tarafından icra takibine devam edilmemiş ise de, davacının icra takip tarihi itibariyle temerrüt faizi isteyebileceği kabul edilerek, bu tarihten itibaren davacı yararına temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve mümeyyiz davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı Yapı ve Kredi Bankası AŞ yararına, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Ali İsmail Karadoğan, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalı banka dışındaki diğer davalılardan alınarak davacıya verilmesine, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı Ali İsmail Karadoğan'a verilmesine, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş.ye verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 17.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy