(818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.03.2004 tarih ve 2003/204-2004/110 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kazı çalışmaları sırasında zarar görene ödediği ilama bağlanmış tazminattan tüm araçların çalışma ve işletmesi sırasında üçüncü kişiye verilecek zararların 3. kişi mali sorumluluk sigortası ile güvenceye bağlayan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, (1.154.961.000) TL.nin yasal faiziyle davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı sigorta ettirene yöneltilen davada ihbar dilekçesi dışında müvekkiline hiçbir belgenin tebliğ edilmediğini, davacı aleyhine hükmedilen miktarın (481.769.530) TL. olmasına karşın faize faiz yürütülerek talepte bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/980 sayılı dosyasına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının zarar gören dava dışı şirkete ilama bağlanmış tazminatı icra yolu ile (1.154.961.000) TL. olarak ödediği, bu miktarın (1.013.642.000) TL.sini davalı 3. kişi mali sorumluluk sigortacısından isteyebileceği gerekçesiyle anılan meblağ üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince;
Mahkemece asıl alacak kalemi yerine işlemiş faizi ile toplamına temerrüt faizi işletilmesi Borçlar Kanunu'nun 104/son maddesi hükmüne aykırı olduğu gibi, davacının üçüncü kişiye icra yolu ile ödediği 01.10.2001 ile Poliçe Genel Şartlarının 8. maddesi hükmünce davalı sigortacısının temerrüde düşürüldüğü kabul edilen 26.03.2002 tarihine kadar ki 176 günlük faiz tutarı tenzil edildiği halde hüküm altına alınan alacağa 26.03.2002 yerine 01.10.2001 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönler bakımından davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy