(6762 S. K. m. 1299) (818 S. K. m. 101) (Yangın Sigortası Genel Şartları m. B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Salihli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.02.2004 tarih ve 2001/419 - 2004/64 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete yangın sigorta poliçesiyle sigortalı bulunan tavuk çiftliğinin 26.02.2001 tarihinde meydana gelen şiddetli fırtına sonucunda uğradığı hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (8.056.170.000-) TL.nın olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın fırtınadan değil, kar ağırlığından kaynaklandığını ve teminat kapsamında bulunmadığını, hasar bedelinin fahiş olduğunu, her bir hasar için sigorta bedeli üzerinden % 10 tenzili muafiyet uygulanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının talep edebileceği tazminat miktarının (5.504.400.000.-) TL olduğu, hasarın fırtınadan kaynaklandığı ve poliçe teminatı kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın 27.02.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, yangın sigortası sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu bütün mal sigortalarında, rizikonun gerçekleştiğinin sigortacıya ihbar borcunun doğduğu tarihte muaccel olur. (TTK. 1299/1.) Türk Ticaret Kanunu, sigorta bedelinin muacceliyetini düzenlediği halde temerrüt için özel bir düzenleme öngörmemiş ve sigortacının temerrüdünü genel hükümlere bırakmıştır. Genel hükümlerden sayılan BK.nun 101 nci maddesinin ise bu konuda, yani temerrüt yönünden uygulama olanağı vardır.
Ancak sigortacı ile sigorta ettiren arasında düzenlenen sözleşmenin sigorta poliçesi genel şartlarında, temerrüt konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir. Yangın Sigortası Genel Şartları'nın, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının hak ve yükümlülüklerini düzenleyen B.3 maddesinde aynen sigortacının hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren bir ay içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp hasar ve tazminat miktarını sigortalıya bildirmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, sigortacının temerrüdü hakkında özel düzenlemeye ilişkin bu hükümlerin, genel hükümlerden önce uygulanması gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı sigortacının temerrüde düştüğü tarihin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı sigortacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy