(6762 S. K. m. 68)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tarih ve 2002/20-2004/179 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı şirket vekili, hasımsız açtığı davada sel felaketi sonucu müvekkiline ait defter ve belgelerin zayi olduğunu ileri sürerek, zayi belgesi verilmesini talep etmiş, daha sonra SSK Genel Müdürlüğü ve Uray Vergi Dairesi Müdürlüğü'nü davaya dahil etmiştir.
Davaya dahil edilenlerce davanın reddi savunulmuştur. Mahkemece, sunulan kanıtlara ve tanık anlatımlarına göre davanın kabulü ile davacıya ait 1996 ve 1997 yıllarına ait defteri kebir, yevmiye, envanter ve kambiyo defterlerinin 1998 yılına ait karar, yevmiye ve envanter defterlerinin 2000 yılına ait yevmiye ve envanter defterlerinin, 1995 ile 2000 yıllarına ait mal alış - satış faturalan, gider pusulaları ve SSK ile ilgili muhasebe belgelerinin TTK'nın 68. maddesince zayi olduklarının tespitine kara verilmiştir. Karar, davalı vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
TTK'nun 68/son maddesi uyarınca bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve kağıtların yangın, su baskım veya başkaca bir afet nedeniyle ziyaa uğraması halinde öğrenme tarihinden itibaren ( 15 ) gün içinde yetkili mahkemeden zayi belgesi verilmesi istenebilir.
Dava dilekçesinde somut olarak hangi tarihte sel baskınının meydana geldiği, ticari defter ve kağıtların zarar gördüğünün ne zaman öğrenildiği belirtilmediği gibi mahkemece de karar yerinde davanın ( 15 ) günlük yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmış olup olmadığı da tartışılmamış, bu yön değerlendirilmemiştir. Ayrıca, iddia edilen sel baskınına bağlı ziya halinin hemen akabinde yetkili mercilerce düzenlenmiş bir hasar tutanağı veya mahkeme eliyle yaptırılmış bir tespit işleminden de söz edilmemekle böyle bir halin varlığı ve gerçekliği inandırıcı kanıtlarla ispatlanamamıştır.
Muhasebeci bilirkişi tarafından davacı şirkete ait olduğu bildirilen işyerinin asma katındaki kolilenmiş ticari defterlerin tavanın akması ile hasarlandığı bildirilmiş ise de, teknik bir uzmanın asma kat tavanından yağmur sularının akmasına bağlı iz ve eser bulgusu tespiti içermeyen böyle bir görüşün geçerliliği kuşkulu görünmektedir. Bunun yanında işyerindeki defterlerin karton kutularda kolilenmiş halde bekletilmesinin mutad ve olağan olup olmadığı da tartışılmamıştır.
Öte yandan, hasımsız görülmek gereken böyle bir davanın daha sonra Vergi Dairesi ve SSK'ya husumet yöneltilerek bu kuruluşları bağlayıcı biçimde hüküm kurulması da doğru olmamış, sonradan davanın yöneltildiği SSK ve Vergi dairesi adına Hazine vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy