(2920 S. K. m. 137) (818 S. K. m. 43, 44, 55)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.12.2003 tarih ve 1999/226-2003/1427 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.05.2005 günde davacı avukatı Nesrin Tuncay ile davalı avukatı Yaşar Öztürk gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisleri Celal ve Sertaç kardeşlerin davalı şirkete ait uçakta yolcu iken uçağın düşmesi sonucu yanarak öldüklerini ileri sürerek, saklı tutulan fazla hakkı yargılama sırasında ıslah edilerek, 177.061.661.369 TL. destekten yoksunluk, 31.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, muris Celal'in kaza yapan uçağın pilotu olduğunu ve kazanın pilotaj hatasından kaynaklandığının Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü raporu ile sabit olduğunu, diğer muris Sertaç'ın ise yolcu olmayıp muris Celal tarafından uçuş planında gösterilmeksizin uçağa alındığını, olsa olsa hatır taşıması olarak değerlendirilebileceğini, zira uçağın kargo taşımacılığı yaptığını, Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 137 nci maddesinde zararın doğmasına ve artmasına, zarar uğrayanın davranışlarının yol açması durumunda işletenin tazminat borcundan tamamen veya kısmen kurtulacağının belirtildiğini, olayda pilot Celal'in kusurlu olması nedeniyle tazminat yükümlülükleri bulunmadığını, aksi düşünülse dahi BK.nun 43-44. maddeleri gereğince tazminat miktarında hakkaniyet ölçülerinde indirim yapılması gerektiğini, istenen tazminatın abartıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı yanca işletilen uçağın pilotunun Emin Aydın olduğu ve onun yönetiminde iken kazanın oluştuğu, muris Celal'in uçağın 2. pilotu olması nedeniyle davalı ile BK.nun 55 anlamında iş ilişkisi bulunduğu, BK.nun 55. maddesi gereğince adam kullananın tazminattan sorumlu tutulması için kendisinin yada adamının kusurunun şart olmadığı, muris Sertaç'ın uçakta hatıra binaen binen kişi olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, muris Celal'in eşi Arzu için 145.544.849.397 TL. maddi, 5.000.000.000 TL. manevi, kızı Deniz için 4.901.442.480 TL. maddi, 3.000.000.000 TL. manevi, kızı Belin için 7.933.303.467 TL. maddi, 3.000.000.000 TL. manevi, baba Sait için 4.000.000.000 TL., anne Fatma için 3.000.000.000 TL.. kardeş Filiz için 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, muris Sertaç açısından tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı yanın işlettiği uçakta 2. pilot olarak görev yapan muris Celal'in, uçağın düşmesi nedeniyle ölümü sonucunda davacıların yoksun kaldıkları destek ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalı şirketin BK.nun 55. maddesi gereğince istihdam eden sıfatıyla zarardan kusursuz sorumlu olduğu gerekçesiyle kısmen kabul kararı verilmiştir.
BK.nun 55. maddesine göre, istihdam eden, maiyetinde çalıştırdığı kimselerin hizmetleri ifa ettiği sırada yaptıkları zarardan kusursuz sorumludur. Ancak, zararın vukuu bulmaması için durumun gerektirdiği bütün dikkat ve özeni gösterdiğini yada, gösterse bile zararın oluşmasına engel olamayacağını kanıtlaması durumunda sorumlu tutulamaz. Diğer bir deyiş ile kusursuz sorumluluk hallerinde dahi kurtuluş beyyinesi ileri sürülmesi mümkündür. Maddenin 2. fıkrası gereğince de adam çalıştıran tazmin ettiği zarar tutarı için zararı ika eden kişiye rücu hakkı bulunmaktadır.
Somut olayda yasanın uygulanmasının ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir. Zira, yasada benimsenen hususlar, istihdam edilen kişinin eyleminden 3. kişilerin zarar görmüş olması durumunda uygulama açısından bir sorun olmaz. Ancak, işin yürütülmesi sonucunda istihdam edilen gerek kendi kusuru gerekse kusursuzluğu sonucunda doğrudan kendisi zarar gördüğü takdirde yasa uygulamasında ne şekilde hareket edileceği tartışılmalıdır. Çalışan kişinin kendisinin kusurlu olması durumunda, istihdam eden, ancak kendisi de kusurlu ise bu kusur oranı dikkate alınarak zarar gören adamına karşı sorumlu olacaktır. Daha açık deyişle, müstahdemin kusuru oranında tazminat yükümlülüğünden kurtulacaktır. Müstahdemin ölümü üzerine onun mirasçılarının tazminat talepleri, doğrudan zarar olarak değil, dolaylı zararları söz konusu olacağından, müstahdemin kusurları söz konusu ise mirasçılar açısından da müstahdemin kusurunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirme ve inceleme yapılarak bir karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy