(556 S. KHK. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.02.2004 tarih ve 2003/252-2004/69 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin merkezi İsviçre'de bulunan yabancı kuruluşa başvurarak, 1996 yılında www.Ülker.com sitesini adına tescil ettirip kullanmakta iken, bu kuruluşun müvekkiline bir yazı göndererek, davalıların bu siteyi adlarına tescil için başvuru yaptığını, davalılar adına ÜLKER adının önceden tescili var ise, müvekkilinin bu siteyi kullanmasına son verileceğini bildirdiğini, davalıların ÜLKER adının marka tescilinin bulunduğundan bahisle bu adı içeren internet sitesini kullanmak istemelerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira bu adın üzerinde tekel oluşturulmayacağını, topluma mal olmuş bir kelime olduğu, ilave bir kelime ile birlikte marka olarak tescil edilebileceğini, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin bu tür kelimenin tesciline engel hükümler içerdiğini ve bu markanın iptali gerektiğini, müvekkilinin hukuki durumunun zarar görmesi engellenerek ÜLKER adının topluma mal edilmiş isimlerden olduğu ve salt olarak tescil edilemeyeceği hususunun tescilini talep zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, ÜLKER adının marka olarak salt bir halde tescil edilemeyeceğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, marka terkin davası açması mümkün iken, tespit davası açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığını, kaldı ki, marka terkin edilene kadar tüm hukuki sonuçların geçerli olarak süreceğini savunarak, davanın esas ve usul yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının eda davası açması gerekirken, tespit davası açmasında hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına 18.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy