(4077 S. K. m. 3, 10/A, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.06.2003 tarih ve 2001/1267 - 2003/711 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilinin vefat eden kızının kendisine olan kredi kartı borcundan dolayı icra takibi yaptığını, mirasçı olan müvekkilinin icra dairesine vermiş olduğu dilekçeyle ana paranın miras payına ilişkin kısmı kabul ederek faiz ve fer'ilerine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalı alacaklının hakkındaki takip kesinleşen ve yirmi yıl önce boşandığı Rüştü N. aleyhine aldığı haciz kararı ile müvekkilinin evine geldiğini, istihkak iddiasına rağmen eşyaların alıp götürülmesi tehdidi altında yaptığı itirazın geri alınmasının sağladığını, iradesinin fesada uğratıldığını sürerek, iradenin fesata uğratıldığının tespiti ile istihkak iddiasından feragat beyanın geçersizliğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan haciz işleminin yasaya uygun bulunduğunu, ikrahın söz konusu olmadığını, tebligatın haczin yapıldığı adreste alındığını, hacizlerde alınan resmi taahhütlerin geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davanın Borçlar Kanunu'nda belirtilen süre içerisinde açıldığı, davacı hakkındaki takip durmasına rağmen haksız olarak yapılan hacizde eşyaların fiili haczini önleyebilmek amacıyla beyanda bulunduğu, bütün ev eşyalarının haczedilip götürülmesi tehlikesinin yaşlı bir kadın olan davacının iradesini bütünüyle sakatlayabilecek ikrah mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının Kadıköy 1.İcra Müdürlüğü'nün 2001/6987 esas sayılı dosyasında 17.10.2001 tarihli haciz tutanağındaki ben icra dosyasına itiraz etmiştim bu itirazımdan vazgeçiyorum. İtirazımı geri alıyorum ve borcu kabul ediyorum şeklindeki beyanının ikrah nedeniyle geçersiz sayılmasına ve bu beyanın davacı hakkında hüküm ifade etmediğinin tespitine karar verilmiştir.
1- Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibi sırasında yapılan hacizdeki beyanların hata ve ikrah nedeniyle geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda davacının ölen kızı ile davalı banka arasında kredi kartı üyelik sözleşmesi bulunduğu, davalı bankanın bu kredi ilişkisinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla mirasçıları aleyhine icra takibi başlattığı, davacı borçlunun mirasçılık sıfatı yanında ayrıca ek kart hamili olarak da takibe maruz kaldığı dosya kapsamı ile sabittir.
Uyuşmazlık, esas itibariyle kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3, 10, 10/A ve 23/1 nci maddeleri hükümleri karşısında bu davaya bakmak Tüketici Mahkemelerinin görevine girmektedir.
Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece, görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy