(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.04.2004 tarih ve 2003/224 - 2004/129 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2005 günde davacı avukatı Özkan Bulgu ile davalı avukatı Cengiz Kadakaloğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Almanya'da yaşayan müvekkilinin biriktirdiği parayı davalı bankanın Eskişehir şubesine vadeli olarak yatırdığını, en son vadenin 07.12.1999 tarihine kadar uzatıldığını, vadenin aynı şekilde uzayacağı düşüncesi ile parayı davacının daha sonra sormadığını, davalı bankanın TMSF. na devredilmesi üzerine davalı bankaya başvurduğunda, paranın off-shore hesabına aktarıldığının kendisine bildirildiğini, oysa, kendisinin bu konuda hiçbir bilgisi ve talimatı bulunmadığını ileri sürerek, 251.741.459.493.-TL. nın üçer aylık vadeli hesaplara uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı hesaplarının kardeşi Cemal tarafından izlendiğini ve bu kişinin talimatları doğrultusunda yapılan işlemlere davacının hiçbir itirazı bulunmadığını, ayrıca kendisinin telefonla verdiği talimata göre paranın off-shore hesabına aktarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 28.01.2003 günlü kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın 07.12.1999 tarihinde 23334 nolu hesabı hiçbir talimat ve yazılı belge olmaksızın kapattığı, bu kapatmaya ilişkin kasa tediye fişinde hesap sahibinin imzasının bulunmadığı, bu fişte ne davacının ne de kardeşinin imzası olmadığı, bu işlemden sonra aynı şartlarla temdit edilmesi gereken hesabın imzasız tediye fişi ile önce gecelik hesaba alındığı, sonra off-shore hesabına gönderildiği, her ne kadar banka yetkililerinin davacı ile telefonla görüştükleri belirtilmiş ise de, bu görüşmeye ilişkin herhangi bir belge yada telefon teyidinin düzenlenmediği, davacıya ait bu hesabın off-shore hesabına aktarılmasından önceki bir kısım hesapları davacının kardeşi Cemal tarafından yürütülmüş ise de, banka şubesinde meydana gelen ve davacının bundan sonra hesaplarının Cemal tarafından idare edilmesine ilişkin çıkışması ve tartışması birlikte değerlendirildiğinde, davacı hesaplarının kardeşi tarafından idare edilmesine ilişkin zımnen kabulün varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle, 251.741.459.493.-TL. nın 07.12.1999 tarihinden itibaren bankaların 3'er aylık vadeli hesaplara uyguladıkları en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, off-shore hesabına yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk karar Dairemizin 28.01.2003 günlü kararı ile davacının davalı banka nezdindeki tüm hesaplarının incelenmesi ve davaya konu işlemden önce bu hesaplar üzerinde davacının kardeşi Cemal'in tasarrufta bulunup bulunmadığı, şayet Cemal bu tür tasarruflarda bulunmuş olup, davacı da, bunlara karşı itiraz etmemiş ise, davacının zımnen bu işlemleri kabul ettiği ve bankaya bu konuda bir güven verdiğinin kabulü gerekecektir."yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu off-shore hesabının açılmasından hemen önce davacı ve kardeşi Cemal arasında tartışma yaşandığı belirtilmiştir. Oysa ki, davacı vekili tarafından verilen 22.09.2003 tarihli dilekçede davacının 1999 yılı Nisan ayında Türkiye'ye geldiğinde banka görevlileri önünde kardeşi ile kavga ettiğini, müvekkilinin 05.04.1999 tarihinde Cemal Altın üzerinde bulunan mevduatın kapattırılarak, 136.030.922.026.-TL. nın davacı adına vadeli hesap olarak yatırıldığını, ikinci hesabın da bizzat 07.04.1999 tarihinde 1.073.000.000.-TL olarak açtırıldığını, her iki hesabın vade sonu olan 19.04.1999 tarihinde birleştirilmesi yönünde talimat verildiğini, Haziran ayı gelir vergisi taksidini Cemal Altın adına ödeyebilmesi için işbu vadeli hesabı 30.06.1999 tarihinde telefon talimatı ile bozdurup içinden 2.023.698.000.-TL. nı banka kanalı ile vergi dairesi hesabına aktarttığını belirtmiştir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı 1999 yılı Nisan ayında Türkiye'ye gelmiş ve kardeşi adına ile yürüttüğü hesapları kendi adına açtırmıştır. Davacı adına hesap açıldığı tarihten sonra davacı adına olan hesapların davacının kardeşi Cemal Altın tarafından yürütülüp yürütülmediği önem taşımaktadır. 14.03.2004 tarihli bilirkişi ek raporundan, 07.04.1999 tarihinde 18638 numara ile davacı adına açılan hesabın 19.04.1999 tarihinde Cemal Altın imzası ile kapatıldığı ve 18491 numaralı hesap ile birleştirildiği, 24.05.1999 tarihinde 21337 numara ile açılan hesabın 30.06.1999 tarihinde kapatıldığı ve davacının kardeşi Cemal'e 2.023.698.000.-TL ödendiği, 30.06.1999 tarihinde 23334 numarası ile açılan hesaptan, 31.08.1999 tarihinde vadesi dolduktan sonra 260.000.000.-TL. nın yine Cemal Altın'a ödendiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, Nisan 1999 tarihinde davacı adına açılan mevduat hesapları üzerinde davacının kardeşi Cemal Altın tarafından tasarrufta bulunulmuş olup, davacı bu işlemlere itiraz etmemiştir. Dava konusu off-shore hesabı da 07.12.1999 tarihinde davacının kardeşi Cemal Altın tarafından açılmıştır. Nisan 1999 tarihinde davacı adına açılan hesapların Cemal Altın tarafından tasarruf edilmesine karşı çıkmayan davacının dava konusu off-shore hesabına da icazet verdiğinin kabulü gerekir.
Bu durumda yüksek faiz getirili ve fakat Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamı ve güvencesi dışında kalan bu hesap türünü seçip benimseyen davacının öncelikle hesapların adına düzenlendiği Off-Shore bankası olan ve Kıbrıs'ta mukim Yurt Security Off-Shore Ltd. Şti.ne başvurmadan, iş bu davanın o banka adına işlem yaptığını savunan Yurt ve Ticaret Kredi Bankası A.Ş. aleyhine açılması ve böyle bir davanın bu aşamada dinlenmesi de mümkün değildir. Mahkemece, erken açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy