(1086 S. K. m. 73) (556 S. KHK. m. 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.03.2004 tarih ve 2004/149 - 2004/48 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2005 günde davacı avukatı Teoman Seyithanoğlu ile davalılardan Mars Incorporated avukatı Özgür Aksoy gelip, diğer davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı avukatı tebligat rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ÜLKER Coco Star COCONAT BAR COVERED MILK CHOCOLAT+Şekil ve ÜLKER Coco Star+Şekil markasının 30 ncı sınıf emtialar için tescilli olduğunu, davalı şirketin, ÜLKER lider markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla müvekkilinin markasındaki şekil unsuru ile renk, dizayn, tasarım ve tersim itibariyle çok benzeyen şekil markasının tescili için başvuru yaptığını, başvuruya yapılan itirazların nihai olarak Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 04.09.2001 tarihli kararı ile reddedildiğini ileri sürerek, asıl davada Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptalini, birleşen davada ise davalı şirket adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğünü istemiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, davacı Ülker A.Ş. nin 19.12.2001 tarihli sözleşmeyle markalarını Yıldız Holding A.Ş. ne devrettiğini ve dava hakkını yitirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Mars Incorporated vekili, dava konusu markanın müvekkili adına tescil edildiğini ve asıl dava açısından davanın konusuz kaldığını savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı Ülker A.Ş. nin markalarını devretmiş olmasına rağmen lisans sözleşmesi ve devralan Yıldız Holding'in muvafakati gereğince aktif husumet ehliyetinin devam ettiği, davacının markası ile davalı şirketin markası aynı olmadığından 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1-b maddesi anlamında tescil engeli bulunmadığı, ancak, 8/1-b yönünden değerlendirildiğinde her iki markanın şekil unsurunda zemin koyu mavi olarak ve zemin üzerine palmiye ağaçları ile yarım kesilmiş hindistan cevizi resmi içerdiği ve aynı sınıf emtialar için tescil edildiği, müşteri kitlesinin aynı olduğu ve iltibas oluşturduğu, Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/4 ncü maddesi yönünden ayrıca bir incelemeye gerek görülmediği, asıl ve birleşen davada davalıları zorunlu dava arkadaşı oldukları ve her iki davanın ayrı bir dava olarak nitelendirilmesinin mümkün görülmediğinden tek bir hüküm kurulması ile iktifa olunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
1- Asıl dava, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali, birleşen dava ise markanın hükümsüzlüğü ile ilgilidir. Mahkemece, her iki davada davalıların zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu ve ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle tek bir hüküm oluşturularak davanın kabulü ile Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline, davalı şirketin markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İlk davanın konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptaline ilişkindir. Bu davanın devamı sırasında davalı şirketin marka tescil talebi tekemmül ettirilmiş ve marka tecil edilmiştir. Her ne kadar tescilli bir marka sözkonusu olduğunda Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali tescilli markanın iptali sonucunu doğurmayacak ve bu nedenle hükümsüzlük davası ile marka sicilden terkin ettirilerek sonuca ulaşılabilecek ise de, her iki davanın bu nedenle birleştirilmiş olması, davaların bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Zira her iki davanın konusu farklı olduğu gibi, asıl davada iki birleşen davada ise tek davalı yer almaktadır.
Davaların bağımsız olduğu açık olmakla, her dava açısından mutlaka taraf teşkilinin sağlanması zorunludur. Eldeki dava açısından birleşen dava 08.05.2003 tarihinde açılmış, 15.05.2003 tarihinde birleştirme kararı verilmiş, bu karar taraflara tebliğ edilmediği gibi, gerek birleştirmeden önce, gerekse sonra birleşen davada dava dilekçesi davalı yana usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiştir. Birleştirme kararının verildiği tarihte ise, asıl davanın delilleri toplanmış, birinci bilirkişi raporu alınmış, itiraz üzerine 15.05.2003 tarihinde asıl dava açısından yeniden bilirkişi incelemesi için ara kararı oluşturulmuştur. Bu aşamadan sonra dahi birleşen dava açısından taraf teşkiline yönelik herhangi bir işlem yapılmamıştır. O halde, mahkemece, birleşen dava açısından usulüne uygun olarak dava dilekçesinin davalıya tebliği ve tarafların varsa delillerini sunmalarına olanak verilmesi ve delillerin değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı Mars Incorporated'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy