(1086 S.K m.275) (6762 S.K m.1263)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.10.2003 tarih ve 1999/423-2003/1490 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2004 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl dava dilekçesinde, müvekkili tarafından yapımı üstlenilen inşaatın davalı şirket nezdinde sigortalı olduğu dönemde meydana gelen sel ve su baskını sonucunda hasarlandığını ileri sürerek, hasar bedeli ( 9.700.000.000.- ) TL.nın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini istemiş, birleşen dava dilekçesinde ise, hakim bilirkişi incelemesi sonucu müvekkili alacağının ( 21.000.000.000.- ) TL olarak belirlendiğini belirterek, bakiye ( 9.010.000.000.- ) TL.nın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, eksper tarafından hasar miktarının ( 3.333.531.000.- ) TL olarak belirlendiğini, davacıya ödeme için iki ayrı gün verilmesine rağmen davacının ödemeyi almaktan kaçındığı ve temerrüde düştüğü, tarafların salt hasar miktarında anlaşamamaları nedeniyle uyuşmazlığın Hakem- Bilirkişi prosedürü ile çözümlenmesinin gerektiğini, birleşen davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara nazaran, hasar miktarının hakem-bilirkişilerce belirleneceğine dair poliçe genel şartlarının 14 ncü maddesi uyarınca oluşturulan hakem kurulu çalışmasına üçüncü hakemin katılmadığı, taraflardan birinin uyuşmazlığı mahkeme önüne getirmesinin bu düzenlemeden vazgeçildiği anlamına geleceği, kaldı ki sigorta genel şartlarının 22 nci maddesinin yetkili mahkemeden sözetmesi nedeniyle uyuşmazlığın kesin olarak hakemde görüleceğine dair bir şart bulunmadığı ve delil sözleşmesinin geçersiz olduğu, bilirkişi kurulunca hasar miktarının belirlendiği, birleşen davanın ise zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle, asıl davanın kabulü ile ( 9.700.000.000.- ) TL.nın 28.01.1998 tarihinden itibaren reeskont, 01.01.2000 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı şirket nezdinde İnşaat (Car) Sigorta Poliçesi ile sigortalı inşaatta meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümü için, başlangıçta, 27.11.2000 tarihli bilirkişi raporu alınmış, bilahare hasar miktarının hakem-bilirkişi marifetiyle belirlenmesine çalışılmış, bu doğrultuda 11.03.2002 tarihli hakem-bilirkişi raporu ve 30.09.2002 tarihli ek rapor, 14.10.2002 tarihli ayrık görüş içeren davalı hakem raporu dosyaya ibraz edilmiş, tüm bunlardan sonra 30.06.2003 tarihli bilirkişi raporu alınmışsa da, bilirkişi heyetinde bu kez davacı hakemi ile 3. hakeminde yer aldığı anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere, mahkemece ne hakem-bilirkişi, nede bilirkişi prosedürü usulünce yerine getirilmiş değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, alınan hakem-bilirkişi raporuna itiraz edildiğine göre, artık bu prosedürün uygulanmasından dönülerek, taraflar arasındaki tek uyuşmazlık konusu hasar bedeline ilişkin olduğuna göre, bu işlerden anlar bilirkişiden veya bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifetiyle inceleme yapılarak alınacak rapor doğrultusunda hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, hatalı inceleme yöntemi ile ulaşılan sonuç çerçevesinde yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy