(1163 S. K. m. 16, 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.03.2004 tarih ve 2000/872 - 2004/196 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin borcu olmadığı halde haksız gönderilen ihtarlar üzerine yönetimce ihraç edildiğini, genel kurul nezdinde yönetime yaptığı itiraza rağmen ihracın 08.02.1998 tarihli genel kurulda onandığını, bu kararın iptali gerektiğini ileri sürerek, yönetim ve genel kurulun kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, genel kurulca onama kararı verilmediği için bunun iptalinin de istenemeyeceği, yönetim kurulu kararına karşı dava açma süresinin de geçirildiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, Dairemiz'ce, itirazın genel kurulca karara bağlanmadığı için davacının dava hakkının bulunduğu gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak, alınan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının borcunu ödemediği, davanın süresinde açılmadığı, görevini kötüye kullanma suçundan ceza aldığı ve ertelendiği, böylece ihracın haklı nedenlere dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı kooperatifin yönetim kurulunca alınan ihraç kararının ve bu kararı onayan genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
İhraç kararına genel kurul nezdinde yapılan itirazın, ilk toplanacak genel kurula yönetimce sunulması gerekmektedir. Nitekim, davalı kooperatif anasözleşmesinin 23/4 ncü maddesinde, yönetim kurulu tarafından verilen ortaklıktan çıkarma kararlarına itirazların incelenip, karara bağlanması genel kurulun görevleri arasında sayılmıştır.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3 ncü ve anasözleşmenin 14/2 ncü madde hükümlerine göre, yönetim kurulunun ihraç kararına karşı genel kurula itiraz edilmiş ise, artık yönetim kurulunun ihraç kararına karşı iptal davası açılamaz. Dava, genel kurul kararına karşı ve tebliğinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır. Zira, aynı hükümde, itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır.
Ne var ki, somut olayda, davalı yönetim kurulunun 11.11.1997 tarihli ihraç kararı üzerine, davacı, süresinde, 25.11.1997 tarihinde itiraz etmiş, bu itiraz yönetimce gündeme aldırılmamış, 8.2.1998 tarihli genel kurulda, davacının durumunun görüşülmediği tutanağa geçmiştir. Ortada, ihraç ile ilgili iptali gereken bir genel kurul kararı bulunmamakta olup, itirazın genel kurula intikal ettirilmediği böyle hallerde, ortağın yönetim kurulu kararının iptali davası açarak, uyuşmazlığı mahkemeye getirme hakkı bulunduğunun ve süresinde genel kurula itiraz edildiği için, genel kuruldan sonra açılan bu davanın da süresinde olduğunun kabulü gerekir. Dairemiz'in 24.12.1998 tarih ve 7542-9324 sayılı ilamı bu yöndedir.
Somut olayda, mahkemece, yönetim kurulu kararına karşı davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ilişkin karar, Dairemiz'ce, itiraz genel kurulca karar bağlanmadığı için davacının dava hakkının bulunduğu gerekçesiyle bozulmuş olup, az önce açıklanan ilkeden hareket edilmiş ve davanın hem süresinde olduğu, hem de davacının dava hakkının bulunduğu anlatılmak istenmiştir. Bu itibarla, bozmaya uyan mahkemece, davanın süresinde açılmadığı gerekçesine bir kez daha dayanılması doğru olmamıştır.
Öte yandan, mahkemece, davacının görevini kötüye kullanma suçundan ceza aldığı gerekçesiyle de, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, ihraç kararına dayanak yapılmayan ihraç nedenlerinin tartışılmaması ve gerekçe yapılmaması gerekmekte olup, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, gerçek borç araştırmasına geçilmeden önce, yönetim kurulu kararına dayanak ihtarnamelerin mahkemece, tartışılması gerekmekte iken bu yapılmamış, borcun ödenmediği gerekçesine de dayanılmıştır. Oysa, dosyada mevcut anasözleşmenin 14/2 nci madde hükmünde, parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortaklara ihtarname gönderilmesi gerektiği öngörülmüştür. Davalı kooperatif tarafından keşide edilen 11.9.1997 tarihli birinci ihtarnamede, henüz ödenmesinde 30 gün gecikilmemiş olan aidat alacağı da dahil edilerek, 31.8.2002 sonu tarihi itibariyle oluşan aidat alacağı istenilmiştir. Bu durumda, mahkemece, muaccel olmayan aidat borcunun da yer aldığı bu ihtarnameye de dayanılarak verilen ihraç kararının iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan, Anasözleşmenin 14 ncü maddesinde, ödemede geciken ortağa 30 gün süreli ikinci ihtarın gönderileceği belirtilmiş olup, bu süre 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27 nci maddesindeki yasal düzenlemeye aykırıdır. Zira, bu 27 nci madde hükmü emredici olup, ortağa gönderilecek ikinci ihtarda bir aylık sürenin verilmesi öngörülmüştür. Bu maddedeki süre ortağın aleyhine olacak bir şekilde değiştirilemez. Somut olayda, davacıya gönderilen ikinci ihtarda 30 günlük ödeme süresi tanınmıştır. Bu ihtarname davacıya 8.10.1997 tarihinde tebliğ edilmiş olup, eğer bir aylık süre tanınsaydı bu süre, bir gün daha geç sona erecekti. Bu durumda, Kooperatifler Kanunu'nun 27 nci maddesine uygun iki haklı ihtar şartı yerine getirilmemiş olmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davanın süresinde kabul edilmesi ve ihtarnamelere ilişkin bu gerekçeler ile kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle süre ve esas yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin gerçek borç miktarına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy