(556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.03.2004 tarih ve 2002/473 - 2004/166 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2005 günde davacı avukatı Müfik Yararbaş ile davalı avukatı Teoman Seyithanoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin PINAR LABNE, LABANEH, PINAR LABANEH, LABNEM tescilli markalarının ve LABNE marka tescil başvurusunun sahibi olduğunu, 1986 yılından itibaren de LABNE ve LABANEH markaları altında pazarlanan ürünlerin PINAR markasıyla özdeşleştiğini, davalının müvekkilince üretilen peynire benzer bir peynir üreterek, ambalajları üzerine müvekkili tescilli markaları ile iltibas yaratacak şekilde Labne ve Labaneh yazısını koyduğunu, davalının çok geniş bir seçenek özgürlüğüne sahip olmasına rağmen, tüketicilerin ilk bakışta genel olarak dikkatlerini çeken Labne ibaresini müvekkilinin tescilli markasında yer alan yazı karakterine çok benzer bir karakterle kendi ürün ambalajlarının üzerine koyduğunu, davalının Ülker İçim Labne markasının tescili için Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde yaptığı başvuruya müvekkilince itiraz edildiğini ileri sürerek, davalı eyleminin markaya tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, markaya tecavüz ve haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Labne sözcüğünün cins, çeşit belirtmesi nedeniyle bir başkasının inhisarına verilemesinin mümkün olmadığı, markanın müvekkili şirketin lideri olduğu Ülker Grubuna dahil olan şirketlerden Yıldız Holding A.Ş. adına tescilli olup, tescilli şekliyle kullanıldığını, davaya konu mamulün üreticisi Ak Gıda San. ve Tic. A.Ş.nin bu markayı, marka sahibinden alınan izin ve muvafakat tahtında kullandığını, tescilli bir markanın kullanmaktan men'inin haksız rekabet hükümlerine dayanılarak talep edilemeyeceğini, tescilli markanın iptalinin-hükümsüzlüğünün talep edilmemiş olması karşısında davacının talebinin kabul göremeyeceğini, belirterek, davanın pasif husumet yokluğundan veya esastan reddine, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davanın özünü oluşturan Labne ve Labaneh sözcüklerinin davacı adına 03.11.1996 başlangıç tarihli olmak üzere Sınai Mülkiyet Kanunu Literatürüne geçtiği, davalı adına ise kayıtlı bir marka olmadığı, davalı tarafın üretip, piyasaya sunduğu peynirler üzerindeki Labne ve Labaneh sözcüklerinin markada tali unsur değil, eski unsur olduğu, davalının bu eyleminin davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalı tarafından piyasaya sürülen peynirlerin LABNEH ve LABANEH ibaresi taşımasının davacı tescilli markalarından faydalanma hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile men'ine, fiilin aynı zamanda TTK hükümlerine göre haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile men'ine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, karar özetinin ilanına karar verilmiştir.
1- Dava, davacı adına tescilli markadan faydalanma hakkına davalı eylemlerinin tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle açılmış, tespit, men, markaya tecavüz ve haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması, hükmün ilanına karar verilmesi istemine ilişkindir.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin göreve ilişkin 71 nci maddesinde, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu hükme bağlanmıştır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 16.09.2004 gün 396 sayılı Kararı ile Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmamış olan ve ikiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde üç numaralı Asliye Hukuk Mahkemesi ihtisas mahkemesi olarak belirlenmiştir. Mahkemelerin görevi, temyiz dahil yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin esasa ilişen temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 400.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy