(6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1, A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.03.2004 tarih ve 2000/1481 - 2004/173 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı, müvekkiline ait aracın, tek taraflı vuku bulan kaza sonucu hasara uğradığını ileri sürerek, 1.280.000.000. TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan inceleme ve bilirkişi raporu sonucu hasarın sigortalı davacının bildirdiği şekilde olmadığının ortaya çıktığını savunarak, teminat dışı olan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve keşif sonucu kazanın belirtilen yerde meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta bedelinin sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirkete ait aracın 15.10.1999 ila 15.10.2000 dönemi için davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigorta yaptırıldığı ve davalı şirkete kasko sigortalı araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği taraflar arasında çekişme konusu değildir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigorta poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Genel Şartların A.1 maddesine göre gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararlar bu tür sigortanın teminat kapsamındadır.
Öte yandan, TTK. 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi anılan Yasanın 1281 nci maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 nci maddesinde düzenlenmiş teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Anılan Genel Şartlar ve TTK. 1292/3 ncü maddesi uyarınca sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayın, 06.07. 2000 saat 21:30 tarihinde olduğunun bildirilmesi üzerine polis görevlileri tarafından aynı tarihli Görgü Tespit Tutanağı tutulmuştur. Dosyada mevcut eksper araştırması, delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu ile mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre hasarın sigortalının iddia ettiği yerde meydana gelmesinin teknik olarak mümkün olmadığı açıklığa kavuşturulmuştur. Ancak, mahkemece, tanıkların kazanın belirtilen yerde meydana geldiğinin sebepleri ile birlikte bildirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan polis memuru tanıklar olayın oluşunu bizzat görmemişlerdir. Bu durum karşısında rizikonun teminat dahilinde gerçekleştiğini ispat külfeti davacı sigortalıda bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece tarafların delilleri değerlendirilerek ispat yükünün davacıda olduğu da gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy