(554 S. KHK. m. 5, 6, 7) (1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23.03.2004 tarih ve 2004/68-2004/42 sayılı kararın Yargıtay'ca incelemesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2005 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçisinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinletildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl davada davalılardan K. AŞ'nin KHL markasının müvekkillerine ait MKE markasına benzerliği nedeniyle reddedilmesinden sonra KHL ibaresini içeren ambalaj tasarımını tescil ettirerek kanuna karşı hile yaptığını ileri sürerek, bu davalının markaya tecavüzünün önlenmesini, 01.01.1998 tarih ve 3563 nolu endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğünü, birleştirilen davada ise davalının 15.12.1997 tarih ve 188543 nolu ticaret markasının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Davalılardan K. E. S. San ve Tic AŞ vekili KHL Koliler çekirdek unsurlu endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırt edicilik özelliği taşıdığını, markanın ise davacının MKE markası ile benzeşmediğini savunarak asıl ve birleştirilen davaların reddini savunmuştur.
Diğer davalı TPE vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemece her iki davanın reddine ilişkin verilen karar, tarafların temyizi üzerine Dairemizce davacılar yararına bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı şirkete ait taşanının yedi unsurdan oluşan bir kompozisyon olduğu, bu kompozisyonda yer alan ve içinde KHL ibareleri bulunan çemberlerle davalı adına tescilli 188543 nolu markanın davacılara ait çember içine alınmış MKE markaları ile benzerliğinin bulunmadığının kesinleşen birleştirilen davaya ilişkin kararla sabit olduğu, tasarımda yer alan diğer unsurlar her ne kadar bilinen şeyler ise de bunların bir araya gelmesiyle oluşturulan kompozisyonun 554 Sayılı KHK' nin 6. maddesi anlamında yeni olduğu ve dünyanın hiçbir yerinde böyle tasarlanmış özgün bir formda kamuya sunulmuş olmadığı, bu yenilik özelliği yanında davalı tasarımın davacılara ait markanın biçim unsurlarından yeterince ayırt edicilik taşıdığı, bilirkişilerce tasarımın iki unsurdan oluştuğu ve teknik ile kültürün varolan birikimine katkı getirmesi gerektiği yönündeki görüşleri yerinde olmadığı, bu özelliklerin başkaca sınai hakların kriterleri olduğu, anılan KHK' nın l/son maddesince davalı tasarımının korunmak gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
HUMK' un 275. maddesi hükmünce çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulur.
Asıl davaya konu terkini istenilen davalıya ait tescilli endüstriyel tasarımın 554 sayılı KHK' nın 5, 6 ve 7. maddelerinde belirtilen ölçüt ve koşullara göre belge verilmesine hak kazandırıcı yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığının belirlenmesinin özel ve teknik bir uzmanlık gerektirdiği açıktır. Nitekim, uyulan bozma doğrultusunda iki ayrı bilirkişi raporu alınmış, uzman ve yetkin bilirkişilerden oluşan her iki kurulca da davalı tasarımının yeni ve ayırt edici niteliklere sahip olmadığı sonucuna varılmıştır. Yargılamanın seyrinde varılan bu evreden sonra artık mahkemece, birbirini doğrulayıcı raporlar yok sayılarak, bilirkişilerce görülen işlev üstlenilme suretiyle teknik irdeleme ve değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilemeyeceği gibi, birleştirilen davanın reddedilmiş olmasından hareket edilerek davalının tescilli markasının davacı markası ile benzeşmediği ve bilinçli tüketicide yanılmaya meydan verici izlenim bırakmadığından söz edilerek nitelik ve tescil koşulları tamamen farklı olan tescilli markanın bu marka özellikleri esas alınarak geliştirilmiş tasarıma yeni ve ayırt edici özellik kazandıracağı anlamına gelebilecek gerekçelere de dayanılması isabetsiz görülmüş, kararın davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy