(1086 S. K. m. 242) (1479 S. K. Ek m. 6) (4743 S. K. m. 6) (492 S. K. m. 123)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.03.2004 tarih ve 2003/523 - 2004/123 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı banka ile müvekkili kurum arasında 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesi çerçevesinde imzalanan Protokol gereği, kurum adına tahsil edilen sigorta primlerinin temerküz hesaplarına aktarılması gerekirken davalı bankanın 22.12.2000 tarihinde tahsil etmiş olduğu 12.214.430.312.-TL.sını hesaplarına 31 günlük gecikme ile 23.01.2001 tarihinde aktarmak suretiyle müvekkili kurumun faiz kaybına neden olduğunu, tahsil edilen primlerin hesaplara geç aktarılması nedeniyle davalının 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesinde düzenlenen, gecikilen süre ile orantılı olarak Devlet bankalarının asgari bir yıllık vadeli mevduata ödedikleri faizi ve yapılan işin ticari nitelik taşıması nedeniyle davalının hukuki açıdan reeskont faizi ödemekle de yükümlü olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere geç intikalden kaynaklanan reeskont faizi ve vadeli mevduat faizi toplamı 913.572.460.-TL.sının 23.01.2001 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ve mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı kurum arasında imzalanan davaya esas Protokol hükümleri uyarınca, davalı kurum İl Müdürlüğü'nün talimatı olmadan mal etme işleminin yapılamayacağını, İl Müdürlüğü'nden beklenen talimat gelmediğinden aktarma işleminin yapılamadığını, geç ödemenin davacı kurumun kusurundan kaynaklandığını, müvekkili bankanın hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, faiz istemlerinin de yasal olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece verilen görevsizlik kararının Dairemizce bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu, taraflar arasındaki Protokol'de davacı kurumun İl Müdürlüğü'nün talimatı olmadan aktarma işlemenin yapılamayacağı şeklinde açık ve net hüküm bulunduğu, davalı bankanın talimat olmadan aktarma yükümlülüğü olmamasına rağmen zaman zaman hesaplardaki paraları aktarmasının kendisini yükümlülük altına sokmayacağı, davacı kurumun talimat vermeyerek ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uymayarak paranın 1/2'lik kısmının Ankara'daki merkez hesaplarına geç aktarılmasına neden olduğu, sözleşme hükümlerine uygun olarak davranan ve talimat olmadan aktarım yapmayan davalı bankanın sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı banka tarafından davacı kurum adına tahsil edilen paraların davacı hesaplarına geç intikal ettirilmesi nedeniyle uğranılan zararın faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen Protokol'ün Tahsilat ve Tediye İle İlgili Yükümlülükler başlığını taşıyan ikinci bölümünün 1/6 ncı fıkrasında, ana temerküz şubesindeki temerküz hesabına mal etme işleminin İl Müdürlüğü'nün talimatı olmadan yapılamayacağı belirtilmiş olup, yapılan bilirkişi incelemesinde de, Bağ-Kur İl Müdürlüğü tarafından her ay hesaptaki paranın yarısının Ankara'ya gönderilmesi için talimat verildiği halde, ay sonlarında Banka'nın merkez Şubesi görevini yapan Basmane Şubesi'ndeki hesabın bakiyesinin kalan yarısının talimat olmadan da ilgili hesaplara mal edildiği belirlenmiştir. Davaya konu uyuşmazlık, Bağ-Kur temerküz hesabında toplanan paranın yarısının davacı Kurum İl Müdürlüğü'nün talimatına dayalı olarak davalı bankanın Ankara Şubesindeki Genel Müdürlük hesabına aktarılmasına rağmen, kalan yarısı için talimat verilmediği gerekçesiyle ilgili hesaplara aktarılmamasından kaynaklanmaktadır. Protokol'ün anılan ilgili maddesinde talimat olmadan yapılamayacağı belirtilen işlem, ana temerküz hesabına mal etme ile ilgilidir. Nitekim, bilirkişiler tarafından yapılan incelemede de, her ay hesaptaki paranın yarısının Ankara'ya gönderilmesi için talimat verildiği halde, kalan yarının talimat olmadan da ilgili hesaplara aktarıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki, davacı Kurum, yargılama sırasında toplanan paranın yarısının İl Müdürlüğü hesabına aktarılması için talimat verilmesi zorunluluğu bulunmadığı halde, Bağ-Kur İl Müdürlüğü tarafından her ay talimat gönderildiğini ileri sürmüş olup, bu hususta düzenlemiş olduğu talimatı temyiz dilekçesine eklemiştir. Talimat yazısı yargılama boyunca ibraz edilmemiş ise de, bu yazının davacının yed'inde bulunup bulunmadığı, ibraz edememesinin kendi kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bu talimatın banka şubesine ulaşıp ulaşmadığı hususlarının mahkemece incelenmesi gerekmektedir. HUMK'nun 242/2 nci fıkrasında, ibrazına karar verilecek vesikanın ibraz edecek taraf yedinde bulunmaması halinde yapılacak işlemler düzenlenmiştir. Buna göre, mahkemece davacı Kurum'un talimatının davalı Banka'ya ulaşıp ulaşmadığı, uyuşmazlık tarihinden önceki tarihlerde talimat olmadan da aktarma yapılması yönünde davacı Kurum tarafından itiraza uğramayan bir uygulama olup olmadığı hususlarının değerlendirilerek, davalı Bankanın sorumluluğunun belirlenmesi gerektiği gibi, aktarma işlemi 31 günlük gecikme ile yapılmış olup, bu süre 1479 sayılı Yasa'nın Ek 6 ncı maddesinde düzenlenen 15 günlük süreyi de aşmış olmasına göre, davalı Banka'nın bu maddeden kaynaklanan bir sorumluluğu olup olmadığı hususu da tartışılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 4743 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesinin B/4 bendi gereğince, Emlak Bankası yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına, 21.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy