(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.04.2004 tarih ve 2003/49-2004/193 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, hakkında aidat ve gecikme faizi alacağı için icra takibi yapıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin makbuz karşılığı olarak kooperatife verdiği bonoları ödediği gibi aidat borçlarını da ödediğini, hatta kooperatife çekilen 17.9.2002 günlü ihtar ile borç miktarının bildirilmesinin istenildiği halde cevap alınamadığını, takibin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, takibin 1.766.500.000.TL. asıl ve 963.150.000.TL. gecikme faizi üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kooperatif ortaklarının ödeyecekleri aidatların miktarı genel kurullarda belirlendiğine göre, davalı borcun miktarını bilmek durumunda olup, alacak likit olduğundan asıl alacak ve işleyen faiz üzerinden İİK. nun 67 nci maddesi uyarınca, icra-inkar tazminatına hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, işlemiş faizle birlikte kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından sunulan 30.9.2000, 30.10.2000, 30.11.2000 tarihli ve her biri 170.000.000.TL. bedelli senetlerin üye kayıt defterine yazıldığı ancak kooperatif defterinde tahsilatın gözükmediği gerekçesiyle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödeme olarak dikkate alınmadığı anlaşılmıştır. Oysa, senetlerin arkasında kooperatifin kaşe ve imzası olduğu gibi, senetler davalı elindedir. Senedin davalının (senet borçlusunun) elinde bulunması bedeli ödenerek geri alındığına karinedir. Bunun aksini, yani bedeli ödenmeden elinden çıktığını davacı ispatlamalıdır. Bu yön düşünülüp, değerlendirilmeden anılan senetlere ilişkin olarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Ayrıca, davalı tarafından kooperatif lehine düzenlenen 25.5.2000 vadeli 2.500.000.000.TL.sı bedelli senet yönünden yapılan temyiz itirazlarına gelince; bu senet, kooperatif lehine düzenlenmiş ve arkasında kooperatifin imza ve kaşesi bulunmaktadır. Davalı, anılan senedin kooperatife aidatlar karşılığında ödendiğini iddia etmiş, davalı kooperatifte, senedin davalının üyelik hakkını devir aldığı üyeye ödenmek üzere verildiğini savunmuştur. Bilirkişi raporunda ise, diğer üyelerin ödemeleri ve ödeme seviyesi dikkate alındığında bu senedin ayrıca aidatlar için ödenmiş olamayacağı belirtilerek, hesaba dahil edilmemiş, mahkemece bu konuda gerekçe gösterilmeden bilirkişi raporu gibi hüküm tesis edilmiştir. Dosya kapsamından davacı kooperatif 31.3.2003 tarihli delil listesinde, davalı da 11.4.2003 havale tarihli delil listesinde önceki ortağın tanık olarak dinlenilmesini istediği anlaşılmıştır. Bu itibarla mahkemece, senedin ne amaçla düzenlendiğinin tesbiti için, davalıya üyeliği devir eden Saadettin Tat'ın tanık olarak dinlenmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksek inceleme ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
4- Kabule göre, davacı kooperatifin elinde bulunan belgelerle alacağını hesaplayarak doğru biçimde talep etme imkanı varken, mahkemenin kabulünden fazla miktarda talepte bulunması, kötüniyetli olduğunun kabulüne yeterli olup davalı yararına İ.İ.K'nun 67/2. maddesine göre reddedilen miktar üzerinden kötüniyet tazminatına karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy