(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 2, 3, 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2003 tarih ve 2002/838-2003/950 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İhlas Sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK'nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı İhlas Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, TTK'nun 1301 nci maddesi uyarınca açmış olduğu davasında davalılardan İhlas Sigorta A.Ş.nin zarar neden olan aracın trafik sigortacısı olduğunu ileri sürmüştür. Trafik sigortası, işletenin KTK'nun 85 nci maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu teminat altına alan sigorta türüdür. Bir zararın, trafik sigortası kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç tarafından karayolunda meydana getirilmiş olması gerekir. KTK'nun 3 ncü maddesinde karayolu, trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Ancak anılan Yasa'nın 2 nci maddesinde de bu kanunun karayolunda uygulanacağı hükme bağlandıktan sonra, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerin, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda davalı sigorta şirketi vekili, rizikonun meydana geldiği yerin karayolu olmadığını, fabrika sahası içerisinde bulunduğunu, zararın sigorta teminat dışında olduğunu savunmuştur. Kazanın, fabrika alanında olduğu, olayın meydana geldiği yere ilişkin olarak zabıtaca basit kroki düzenlendiği sabittir. Bu durum karşısında, mahkemece davalı sigorta şirketi vekilinin savunması üzerinde durulup, gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak kazanın meydana geldiği yerin karayolu sayılıp sayılmayacağı, rizikonun trafik sigortası kapsamında olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı İhlas Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy