(2004 S. K. m. 50, 257, 258) (1086 S. K. m. 104)
Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 5. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.03.2004 tarih ve 2004/30 D.İş - 2004/8 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz isteyen vekili, karşı tarafın ilama bağlı borcunu ödemediğini ileri sürerek, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, İİK 258- 50, HUMK 104 maddelerine göre yetkisiz mahkemeden talep edildiği ve İİK 257 ve müteakip maddelerindeki şartları içermediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.
Alacaklı vekili ilama bağlı alacağı için ihtiyati haciz isteminde bulunmuş olup, dayanak ilam da ihtiyati haciz istemini inceleyen mahkemece verilmiştir. İİK.nun 258 nci maddesinde ihtiyati hacze aynı Yasa’nın 50 nci maddesine göre yetkili bulunan mahkeme tarafından karar verileceği hükme bağlanmış olup, anılan madde de “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri (HUMK m 9-27) kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. “hükmünü haiz bulunmaktadır. Her ne kadar ilama bağlı alacaklar bakımından HUMK’da bir açıklık mevcut değil ise de, doktrince benimsendiği üzere bu durumda ilamlı icrada yetkili icra dairesini belirleyen İİK’nun 34 üncü maddesi hükmünün gözönünde bulundurulması gerekir. Anılan madde hükmüne göre de ilama bağlı alacaklar için herhangi bir yetki sınırlaması olmadan Türkiye’nin her yerindeki mahkemeden ihtiyati haciz istenebilir. Öte yandan, ilama konu olan iş yeri sigorta sözleşmesinin de Bursa’da akdedildiği ileri sürülmüştür. Bu iddianın doğru bulunması halinde İİK.nun 50 nci maddesinin son cümlesine göre de mahkeme yetkilidir. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkeme talebi incelemeye yetkili olunduğu nazara alınarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken anılan husus gözden kaçırılarak yazılı gerekçeyle talebin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de, mahkemenin yetkili olmadığı kabul edildiği halde ayrıca İİK.nun 257 nci maddesinde yazılı koşulların oluşmadığı şeklindeki esasa ilişkin gerekçeye yer verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)