(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 341) (1086 S. K. m. 38, 39, 40) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.10.2001 tarih ve 2000/83 - 2001/170 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı I. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatifin başkan ve yönetim kurulu üyeleri bulunduklarını, 1998 yılında ödenmesi gerekli KDV ve diğer vergi borçlarını zamanında ödemediklerini, müvekkilin vergi cezası ödemek zorunda kaldığını, bunun tahsili için davalılar hakkında takip başlatıldığını, borçlulardan K'nin hissesine düşen 622.000.000.- TL' yi ödediğini, davalıların takibe itirazları ile durduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, müvekkillerinin, orman işletmesinin istihkakları zamanında ödememesi nedeniyle KDV'sini zamanında yatıramadıklarını, kusurlarının bulunmadığını savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı kooperatif hesabında para bulunmasına rağmen, zamanında KDV borcunun davalılarca ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların Yenice İcra Müdürlüğü'nün 2000/90 sayılı icra takip dosyasına vaki itirazlarının iptaline, 2.483.000.000.- TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı I. vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava, kooperatif yöneticilerinin kooperatifi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kooperatifin eski yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasının görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 98'inci maddesinin yollamasıyla TTK'nun 341'inci maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması prosedürüne bağlıdır. Ancak, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmaz. Bu halde, mahkemece, davacı tarafa, HUMK'nun 39 ve 40'ıncı maddeleri uyarınca, dava açılması yönünde genel kurulda izin alınmasının ve denetçilerin muvafakatı ve vekaletnamesinin ibrazı için önel verilmesi, bu usuli işlemler yerine getirildikten sonra davaya devam edilmesi gerekir. Somut olayda, dava açılması yönünde genel kurulda karar alınmasına rağmen, yeni yönetimce verilen vekaletnameye istinaden dava açılmıştır. O halde, mahkemece, davacı vekiline denetçilerin davaya muvafakatleri ve onlar tarafından verilmiş vekaletname ibrazı için süre verilip, dava koşulu sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı I. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı I. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy