(3095 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.12.2003 tarih ve 2000/1494-2003/1622 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilesinin davalı banka nezdinde 25.06.1993 tarihinde, 1 yıl vadeli, %5,5 faizli olarak 11.000 DM meblağ için hesap açtırdığını, 1999 yılında yurt dışından dönen müvekkilesinin, parasını çekmek istediğinde, paranın 19.08.1993 tarihinde kendisi tarafından çekildiğinin bildirildiğini, oysa müvekkilesinin imza atmadığını, para çekmediğini ileri sürerek, 11.000 DM.nın 25.06.1993 tarihinde itibaren dövize uygulanan faiziyle birlikte hüküm tarihine kadar geçecek süre içindeki faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dekonttaki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 11.000 DM anaparanın 25.06.1993-25.06.1994 dönemi için yıllık da 5,5 25.06.1994-01.01.2002 dönemi için TC Merkez Bankası'nın açıklandığı değişen oranlarda DM faizi işletilmesi, 01.01.2002'den itibaren açıklanan Euro çapraz kuruna göre Euro'ya çevrilerek ve Euro faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, hesaptaki paranın başkasına ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davalı banka, davacının 19.08.1993 tarihli dilekçesi ile bankaya başvurup, hesap cüzdanını kaybettiğini bildirdiğini, aynı gün nüfus cüzdanını ibraz eden davacıya ödeme yapıldığını savunmuş olup, davalı, davacının bu beyanına ilişkin doldurduğunu savunduğu matbu dilekçeyi ibraz etmiştir. Bu dilekçedeki imzanın da davacının eli ürünü olmadığı mahkeme usulünce belirlenmiştir. Davacı, hesap cüzdanını kaybetmediğini bu cüzdan ile bankaya başvurduğunu iddia etmiş delil listesinde hesap cüzdanı fotokopisine dayanmış ve fotokopisini dosyaya ibraz etmiştir. Davacının hesap cüzdanının aslını mahkemeye ibraz etmesi halinde, kaybetmediği iddiası kuvvetlenmiş olacaktır. Bilirkişi raporunda ise, teftiş raporuna dayanılarak, hesap kartonundaki imzanın, parayı çekmeye gelen kişinin imzasına benzemediğini fark eden görevlinin, kimlik kontrolü yaptığı, imza farklılığının da kişinin yaşlı olmasından kaynaklandığını düşünerek ve kimlik ibrazına güvenerek parayı ödemekte sakınca görmediği bildirilmiş ise de, hesap cüzdanını davacının kaybetmiş olduğunun kabulü halinde, bunun ödeme işlemlerindeki hatayı kolaylaştırıp, kolaylaştırmadığı, diğer anlatımla ödeme işlemlerine etkisi olup olmadığı, dolayısıyla davacının müterafik kusurlu sayılıp sayılamayacağı üzerinde durulmamıştır. Davalı vekilinin, rapora bu yönden yaptığı itiraz, mahkemece, gerekçede soyut olarak yerinde görülmemiş ise de, bu itirazın üzerinde yeterince durulması, açıkça tartışılması, gerektiğinde davacının müterafik kusur oranının saptanması sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Kabule göre ise, dava dilekçesinde 25.06.1993 tarihinde 1 yıl vadeli, %5,5 faizli olarak yatırdığı 11.000 DM parayı 1999 yılında çekmek isteyen davacıya ödeme yapılmadığı ileri sürülerek, 11.000 DM.nın 25.06.1993 tarihinden itibaren hüküm tarihine kadar dövize uygulanan faiziyle birlikte tahsili talep ve dava edilmiştir.
Dava dilekçesindeki bu anlatım ile davacı, hesabı kapatmak istediği tarihe kadar sözleşme faizi, bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde yazılı temerrüt faizi istediğinin kabulü ile davacıdan 1999 yılı içerisinde hesabı kapatmak üzere geldiği tarihin sorularak belirlenmesi, hesabın açıldığı 25.06.1993 tarihi ile vade sonu olan 25.06.1994 tarihi arası dönem için cüzdanda yazılı yıllık %5,5 oran üzerinden, 25.06.1994 tarihi ile davacının bildireceği temerrüt tarihi arası dönem için bankanın o tür hesaba uyguladığı akdi faiz oranı üzerinden hesap yapılarak, asıl alacak miktarının belirlenmesi, bundan sonra hesabın kapatılması ile oluşan temerrüt tarihinden itibaren, taleple bağlı kalınarak hüküm tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a madde hükmü uyarınca belirlenerek oran üzerinden değişen oranlar da dikkate alınarak temerrüt faizinin hesaplanması, asıl alacak miktarı ile toplanıp hükmedilmesi gerekirken, istem aşılarak ve 3095 sayılı kanun 4/a madde hükmü gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy