(556 S. KHK. m. 7)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.04.2004 tarih ve 2004/241-2004/76 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2005 günde davacı avukatı gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerikteki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1940'lı yıllardan beri Nalburiye, İzolasyon ve İnşaat sektörlerinde üretim yapmakta ve faaliyet göstermekte olan sektöründe Türkiye'nin en köklü eski kuruluşlarından biri olduğunu, ilk defa 19.03.1940 tarihinde tescil ettirilmiş olan Emülzer markasının da sahibi bulunduğunu, müvekkilince Emülzer Permo Stop marka tescili için yapılan başvurunun 556 sayılı KHK. nin 7/1-c ve d bentleri uyarınca reddedildiğini, oysa, müvekkili adına 60 yılı aşkın süreden beri, tescilli çok tanınmış Emülzer markasının, yapılan bir başka marka tescil başvurusunda esas unsur olarak kullanılmasının 556 sayılı KHK. nin 7/son maddesi uyarınca reddedilemeyeceğini, ortada müvekkiline ait tescilli bir marka varken, bu marka sanki hükümsüzmüşçesine yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Başkanlığının 10.09.2002 gün ve M-1706 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Emülzer ifadesinin izolasyon sektöründe herkesçe bilinen ve kullanılan bir emtia adı olup, bu markanın tescilinin sektördeki diğer firmalar açısından tüketiciyi yanıltabileceği ve haksız rekabet oluşturabileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, somut uyuşmazlıkta 26.03.2003 tarihli Markalar Dairesi Başkanlığı kararında, tescile engel olan kelimenin aslının Emülsifier olduğunu, bunun Türkçe'ye Emülzer olarak intikal ettiği, bu terimin ise su yalıtımında kullanılan ve su ile veya solventlerle inceltilen izolasyon maddesinin adı olduğu, 556 sayılı KHK. nin 7/1 -c ve d maddeleri gereğince bu ibareyi esas unsur olarak içeren markaların tescil edilemeyeceği sonucuna ulaşılmışsa da, Emülsifier ve Emülzer kelimelerinin aynı terimler olmayıp, aralarında yazılmış, fonetik ve anlam itibarıyla farklar bulunduğu, Emülzer kelimesinin bir anlam taşımadığı, öte yandan, Emülzer kelimesinin 19.03.1940 tarihinden bu yana davacı tarafından tescilli marka olarak kullanılıp, davacının ticaret unvanının da esasını oluşturduğu, Emülzer markasının KHK. nin 7/son maddesi anlamında ayırt edici bir nitelik kazandığı, ibarenin bir an için KHK. nin 7/1-c ve d maddeleri anlamında tek başına veya esas unsur olarak tescil edilemeyeceği düşünülse bile, eylemli kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazınmış olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 10.09.2002 tarih ve M-1706 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 400,00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. Temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 07.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy