(6762 S. K. Geç. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.03.2003 tarih ve 2001/1819 - 2003/256 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkiline borcunu ödememesi dolayısıyla İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/911 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, Ticaret Sicil Memurluğu'ndan verilen cevabi yazıya göre 4366 sayıl Yasa gereği 01.01.1999 tarihinden itibaren münfesih olduğunun ve halen tasfiye memuru seçildiğine dair bir bilginin sicile ulaşmadığının bildirildiğini, şirketi yetki ve temsile organ bulunmadığından mahkemece verilen yetkiye istinaden davalı şirketin tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca sermayesini süresinde 5 Milyar TL. sına çıkarmaması nedeniyle 4366 sayılı yasa gereğince 01.01.1999 tarihi itibariyle münfesih hale geldiği, anılan Kanun Hükmünde Kararnamede sermaye artırım yapmayan anonim şirketlerin tasfiye haline gireceği, bu şirketlerin organlarının ehliyetinin tasfiye işlemlerinin yürütülmesi ile sınırlı hale geleceğinin düzenlendiği, anonim şirketlerde tasfiye işlemlerinin genel kurul tarafından yapılacağı, tasfiye memuru atanmamış ise tasfiye işlemlerinin yönetim kurulu tarafından yerine getirileceği, davalı şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği, en son yönetim kurulunun şirketi temsile yetkili bulunduğu, davacının açmış bulunduğu alacak davasında davalı şirketi mevcut yönetimin temsil edebileceği, kanunen şirketin fesih ve tasfiyesine yetkisi bulunmayan davacıya şirket yönetim kurulu yerine geçecek ve şirketin feshini gerektirir şekilde tasfiyesini yapmak üzere yetki verilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Bankalar Kanunu'nun 4672 sayılı yasayla değişik 14/5-c maddesi gereğince davacıdan harç alınmasına mahal olmadığına, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy