(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 66) (1086 S. K. m. 445, 447)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.04.2004 tarih ve 2003/481-2004/156 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2005 günde davacı avukatı İbrahim Avşar ile davalı avukatı Gökalp Cudi Çalışkan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerini yangın sigorta poliçesi ile teminat altına aldığını ve rizikonun gerçekleşmesi üzerine açılan davada müvekkilinin tazminat ödemeye mahkum edildiğini, ancak, davalının işyerinde tazminat tutarında mal bulunmamasına rağmen naylon faturalar ile sonuç elde edildiğini, bu durumun Vergi Dairesi incelemesi sonucunda ortaya çıktığını ve davalının sunduğu naylon faturalar nedeniyle gecikme cezası ödemek zorunda kaldığını ve KDV beyannamelerinin de düzeltilmesi talimatına muhatap olduğunu, davalının Vergi Dairesi işlemine itiraz etmeyerek usulsüzlüğü kabul ettiğini, bu nedenle tazminat kararına dayanak olarak alınan gerekçede gösterilen sebeplerin ortadan kalktığını ileri sürerek, sebepsiz zenginleştirilen 42.137.000.000 TL. hasar tazminatının ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, İİK.nun 72/8 ve BK.nun 66/1 nci maddesi gereğince davanın 1 yıllık sürede açılmadığını, ortada daha önce verilmiş kesin hüküm bulunduğunu, kesinleşen kararın yargılaması sırasında işyerinde sigortalıya ait herhangi bir mal bulunmadığı savunmasının ileri sürüldüğünü ve bu savunmanın reddedildiğini, davacının naylon faturaya dayalı olarak şebeke halinde dolandırıcılık suçlamasıyla yaptığı şikayetinde Cumhuriyet Savcılığı'nın takipsizlik kararı ile reddedildiğini, davacının asıl amacının munzam zarara ilişkin müvekkilinin açtığı davayı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nin 1996/664 esas 1998/262 karar sayılı kesinleşen kararının içeriğine göre, fatura sahteciliğinin o davada da ileri sürüldüğü ve Cumhuriyet Savcılığı'nın hazırlık evrakı sonucunun bekletici mesele yapıldığı, yargılama sırasında bu davadaki iddiaların ileri sürülüp tartışıldığı, karar gerekçesinde sigorta şirketi elemanlarının sigortalı yeri gördüğü ve işyeri kapasitesini onayladıklarının belirlendiği, buna göre de sigorta tazminatına hükmedildiği, ortada bu şekilde kesin hüküm durumunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının iş bu davaya dayanak yaptığı fatura sahteciliği iddiasının kesinleşen karara konu davada da ileri sürülüp incelenmiş olmasına, her ne kadar Vergi Dairesi'nce davalı hakkında sahte faturaların ticari defterlere kaydedilmesine dayalı olarak 29.07.1999 tarihli vergi raporu düzenlenmiş ve bu rapora göre cezaya muhatap kılınmış ise de, anılan raporda davalının defterlerine işlediği faturaların sahte olduğunu bilmediğinin ve şirketin anılan faturalara dayalı olarak gerçekten bir mal alınışı bulunduğunun da belirtilmiş olmasına, ayrıca davacı şirketin iş bu davaya dayanak yaptığı Vergi Dairesi raporunun kesinleşen ilamdan sonra elde edilmiş olmasına göre, bu durumun HUMK. nun 445 ve devam eden maddeleri gereğince yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturmasına, davacının anılan rapordan Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nin 1999/372 esas sayılı dosyasında 20.09.2001 tarihinde muttali olduğunu 03.10.2003 tarihli dilekçe ile belirtmiş olması nedeniyle HUMK. nun 447 nci maddesinde öngörülen süreden sonra eldeki davanın açılmış bulunmasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 400.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy