(818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.12.2002 tarih ve 2000/743 - 2002/1333 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.06.2005 gününde davacı avukatı Saadettin Gülsoy ile davalı avukatı F.Nurdan Batum gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı bankanın Şirinevler Şubesinin Metaş Tekstil Ltd. Şti. adına çek karnesi düzenleyip müşterisine verdiğini, banka müşterisinin 14.08.1997 tarihinde müvekkilinden bilgisayar satın alıp 31.08.1997 keşide tarihli 733.161.513.-TL. lik çek verdiğini, 02.09.1997 tarihinde çekin bankaya ibraz edildiğini, bankanın hesabın müsait olamadığını çekin arkasına şerh ettiğini, daha sonra yapılan araştırmada, bankanın müşterisinin Metaş Tekstil ve Makine İç ve Dış Ticaret Yusuf Okçu unvanlı şahıs şirketi iken banka gerekli incelemeyi yapmadan tüzel kişi gibi çek karnesini düzenlediğini, müvekkilinin bu şekilde zarara uğramasına neden olduğunu, çek borçlusuna karşı Bakırköy 8.İcra Müdürlüğü'nün 1999/3995 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak ödeme emrinin tebliğ edilemediğini, araştırmalara rağmen çek borçlusunun bulunamadığını ileri sürerek, 733.161.513. TL çek bedeli, 73.316.151. TL karşılıksız tazminatı, 36.658.075. TL TTK. nundan doğan karşılıksızlık tazminatı olmak üzere toplam 843.135.739. TL zararın munzam zarar ya da gelir kaybı olarak değerlendirilerek davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının öncelikle karşılıksız çıkan çek bedelinin tahsili için keşideciye müracaat etmesi gerektiğini, icra takibi yapılmış ise de tüm yolların denendiğinin ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin gerekli incelemelerin tümünü yaptığını, çek karnesinin basım hatası nedeniyle tüzel kişilik adına düzenlendiğini, çeklerin büyük bölümünün 1997 yılında kullanıldığını ve hamillerine bedellerinin ödendiğini, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının öncelikle Metaş Tekstil ve Makine İç ve Dış Ticaret Yusuf Okçu veya her ne kadar bulunmadığı belirtilmekle birlikte Ltd. Şti. hakkında icra takibi yaptığı veya açtığı alacak davasının semeresiz kaldığı veya keşideci hakkındaki takibin semeresiz kaldığını ispatlamadan işbu davayı açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, gerçekte var olmayan şirket adına düzenlenen çek karnesinden keşide edilen çek nedeniyle davacı hamilin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Dava dışı Metaş Tekstil ve Makine İç ve Dış Tic. Yusuf Okçu, davalı bankanın Şirinevler şubesinde imzaladığı çek taahhütnamesi sonrasında, davalı banka tarafından çek karnesi bastırılarak Metaş Tekstil ve Makine İç ve Dış Tic. Yusuf Okçu'ya teslim edilmiştir. Ancak, dava konusu çekin yer aldığı çek karnesi ise, davalı bankanın talimatı üzerine Metaş Tekstil ve Makine İç ve Dış Tic. Yusuf Okçu yerine, gerçekte var olmayan Metaş Tekstil ve Makine İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. adına bastırılmıştır. Dava konusu çek bu karneden keşide edilerek, ciro yolu ile davacı hamil eline geçmiştir. Davalı banka tarafından çeklerin basımını gerçekleştiren matbaa tarafından şirketin unvanının yanlış yazıldığı savunulmuştur.
Dava niteliği itibariyle tazminat davasıdır. Tazminat davalarında, davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda, bankadan zararın istenebilmesi için; davacının çeke dayalı bütün müracaat yollarının tükenmesi ve çek bedelinin keşideciden tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının bu yolları denemeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir. Ancak, somut olayda, davacı keşideci hakkında Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 1999/ 3995 Esas sayılı dosyası ile hakkında yapılan icra takibinde çıkarılan ödeme emri alıcı adresinden ayrıldığından bahisle bila tebliğ iade edilmiştir. Kaldı ki, çek karnesi düzenlenen şirketin hayali şirket olduğu davalının da kabulündedir. Bu durumda, çeklerin keşideciden tahsil edilme imkanının bulunmadığının kabulü gerekir.
Bu durumda banka, gelen çekleri kontrol etmeden keşideci şirkete teslim etmesi nedeniyle kusurlu olduğundan mahkemece, işin esasına girilip, bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy