(2004 S. K. m. 148) (4721 S. K. m. 885)
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.02.2003 tarih ve 2002/689-2003/45 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait taşınmaz üzerinde eski malik tarafından 3. şahıs olan G. Makarna Sanayi A.ş. 'nin borçlarının teminatı için davalıya devredilmiş bulunan E. A.Ş. lehine 1.250.000.000 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, akit tablosu ve resmi senet içeriğinden anlaşılacağı üzere bu ipoteğin azami had ipoteği niteliğinde bulunduğunu, müvekkili borçlu olmadığı halde faizle birlikte hesap yapıldığını ileri sürerek, ipotek bedeli olan 1.250.000.000 TL.nin dosyaya veyahut milli bankaya tevdiine, ipotek ve ipotekten kaynaklanan takyidatların fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla derdest takip bulunduğunu, yetkili mahkemenin takibin yapıldığı yer mahkemesi olduğunu, şayet talebinde haklıysa borcu takip dosyasına ödemek suretiyle ipoteğin fekkini talep edebileceğini, davada hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre,resmi senet içeriği ve akit tablosu hükümleri dikkate alındığında ipoteğin karz ipoteği niteliğinde olduğu, davalının bu ipoteğe bağlı olarak borçlular hakkında takip yaptığı, davacının borcu ödemeyi kabullenmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ipotek bedelinin depo ettirilerek taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin ve buna bağlı diğer sınırlamaların kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacının, önceki maliki tarafından üçüncü şahsın borcunun teminatı olarak üzerinde ipotek tesis ettirdiği taşınmazı sonradan satın aldığı, davalının da borçlu üçüncü şahıs aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı hususları dosya kapsamıyla sabittir. Davacı vekili, ipoteğin limit ipoteği olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, ipoteğin karz ipoteği olduğu, davacının takibe konu tüm alacak ve fer'ilerini ödeyerek ipoteğin fekkini isteyebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ipoteğin niteliği yönünde toplanmaktadır. İpotek, borçlunun kişisel sorumluluğu etkilenmeden, alacaklının bir isteminin, bir taşınmazın değeri ile teminat altına alınmasıdır. Azami meblağ ipoteği veya üst sınır ipoteği ise,ileride doğacak veya doğması ihtimal dahilinde olan bir alacağın teminatı olarak tesis edilir. Belirsizlik söz konusu olduğundan ileride meydana getireceği sorunları önlemek amacıyla taşınmazın belirsiz bu borca karşı ne miktar teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda bir limitle tespit edilir. Dolayısıyla, ilerde söz konusu olacak ana borç, buna eklenecek faiz ve taraflarca kararlaştırılan diğer fer'iler toplamı başka bir ifadeyle ipotekle teminat altına alınan toplam borç miktarı, bu tür ipotekte rıza ile tespit edilen limiti aşması mümkün değildir. Başlangıçta belirli olmayan bir borç altına giren ve taşınmazında alacaklı lehine ipotek tesis ettirilen borçlu veya borçlu lehine ipotek tesis ettirecek üçüncü kişiler yönünden önemli olan bu husus, üst sınır ipoteğinin en belirgin özelliğidir. Üst sınır ipoteğinde sorumluluk, ipotek sözleşmesinde belirtilen miktarla sınırlı olduğundan, buraya faiz ve diğer fer'iler de dahildir. Üst sınırı aşacak ve tespit edilen miktara ek olarak faiz vs. diğer giderlerden dolayı da sorumluluğu gerektiren koşullar ise geçersizdir.
Dava konusu olayda resmi senet ve akit tablosu içeriğinden ipoteğin, taşınmazın önceki maliki tarafından dava dışı G. Makarna Sanayi A.Ş.'nin, davalı tarafa devredilen E.T.A.Ş.' den almış olduğu veya ileride alacağı kredilerin asli teminatı olarak 1.250.000.000 TL bedel üzerinden tesis edildiği, sözleşme anında borç miktarının da belirli olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ipoteğin, üst sınır ipoteği olarak düzenlendiği açıktır. Bu durum karşısında mahkemece, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu dikkate alınarak iddia, savunma ve takip dosyası kapsamı bir bütün olarak değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.230 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy