(6762 S. K. m. 321, 443, 542)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Boğazlıyan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.03.2004 tarih ve 2003/99 - 2004/77 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket bünyesinde bulunan sürücü kursunun şirket müdürü tarafından noterlikte yapılan taahhütname ile 30.03.2003 tarihinde müvekkiline devrinin kabul edildiğini, müvekkilinin kendi edimlerini tamamen yerine getirmesine rağmen davalının sürücü kursunu müvekkiline devretmediğini ileri sürerek, müvekkiline devri gereken sürücü kursunun demirbaşları ve araçları ile devrine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirketi temsilen Mehmet Kadıoğlu, şirket tarafından şirketin devri konusunda alınmış bir karar mevcut olmadığını,dolayısıyla verilmiş bulunan taahhüdün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, şirketi ilzam etmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu şirketin tamamen devri konusundaki taahhütnamenin şirketi temsile yetkili davalı müdür tarafından verildiği, devir hususunda diğer ortaklarla beraber alınmış bir karara rastlanmadığı, buna göre verilen taahhüdün geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı şirkete ait sürücü kursunun devri istemine ilişkindir. Noter tarafından düzenlenen 18.02.2002 tarihli Taahhütname de davalı şirketi temsilen şirket müdürü Mehmet Kadıoğlu tarafından Kadıoğlu Sürücü Kursu'nun 30.03.2003 tarihinde Abidin Avşar'a devredileceğinin belirtildiği ve ekli imza sirkülerine göre, Mehmet Kadıoğlu'nun şirket müdürü olarak tayini ile şirketi dışarıya karşı en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmıştır. Davalı şirkete ait ana sözleşmenin Temsil e ilişkin 9 ncu maddesinde de, şirketi müdürlerin temsil edeceği belirtilmiş, 13 ncü maddede ise, ana sözleşmede hüküm bulunmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Limited şirket müdürlerinin temsil yetkisinin kapsamı TTK'nun 542 nci maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321 nci maddesi ile belirlenmiştir. Bu maddede, temsile yetkili olanlar şirketin maksat ve konusuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haiz oldukları belirtilmiştir. Davalı şirketin ana sözleşmesinin Amaç ve Konu başlığını taşıyan 3 ncü maddesinde başka faaliyet alanları da yer almakla birlikte, her türlü özel öğretim kursları açmak ve bunlarla ilgili belgeleri imzalamak, kiralamak ve kiraya vermek hususu da düzenlenmiştir. Somut davada, davacının dayandığı taahhütname içerik itibariyle şirkete ait bir işletmenin devrine ilişkindir. Mahkemece devir taahhüdü şirketin devri olarak nitelendirilmişse de şirket devri ne ilişkin yasal bir düzenleme mevcut olmayıp, ancak şirket paylarının devri söz konusu olabilir. Ana sözleşme ve açıklanan yasa hükümlerine göre, şirketi temsile yetkili müdürün şirkete ait bir işletme üzerinde tasarrufta bulunabileceğinin kabulü gerekir. Ancak, bu işletmenin şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun belirlenmesi halinde bu kez,işletmenin devri yönündeki taahhüdün geçerli olabilmesi için limited şirketlerde de uygulama alanı bulunan TTK'nun 443/2 nci maddesi uyarınca ortaklar kurulunun bu konuda anılan maddede açıklanan çoğunlukla karar alması gerekmektedir. Buna göre mahkemece, taahhütte bulunulduğu tarihte taahhüde konu işletmenin şirketin sahip olduğu tek işletme olup olmadığının araştırılarak, sonucuna göre şirket müdürü tarafından yapılan işlemin geçerli olup olmadığının tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve davaya konu uyuşmazlığın yanlış olarak nitelendirilmesi nedeniyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy