(1086 S. K. m. 9, 10) (818 S. K. m. 73) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.01.2004 tarihli ve 2002/708-2004/3 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verilmiş olduğu anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketinin Ankara Bölge Müdürlüğü aracılığı ile yapılan istem üzerine yerine getirdiği eksperlik hizmetinden doğan bir bölüm alacağının ödenip bir bölümünün ödenmemesi üzerine başlattığı takibin, davalının borca ve yetkiye itirazı nedeniyle durduğunu, oysa sözleşmenin Ankara'da kurulup aynı yerde ifa edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, yazılı bir sözleşmenin varlığının kanıtlanamadığı, dava tarihinde davalının Ankara'da bir şubesinin bulunmadığı, akdi ilişkinin takibe itirazda inkar edildiği, davacının dayandığı cevabi ihtarnameyi ibraz etmediği, delilleri hasrettiği, ücret çizelgelerinde "Ankara Bölge Müdürlüğü" kaşesi var ise de davalı şirketi bağlayıcı bir imzanın yer almadığı, serbest meslek makbuzlarında da böyle bir imzanın bulunmadığı, dolayısıyla sözleşme ilişkisinin çekişmeli olduğu ve BK.nun 73. maddesinin uygulanamayacağı, HUMK.nun 9. maddesi uyarınca davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer olan Şişli itibariyle o yer icra dairelerinin yetkili olduğu, bu durumda yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığı için davanın salt o nedenle reddi gerektiği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı eksperin ücret alacağının tahsili için başlattığı takibe, davalı sigorta şirketinin borca ve yetkiye ilişkin itirazının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, sözleşmenin temelinde çekişmeli olması nedeniyle, icra dairesinin yetkisinin, ifa yerine ilişkin HUMK.nun 10. ve BK.nun 73. maddeleri hükümlerine göre değil, HUMK.nun sadece ikametgaha ilişkin 9. maddesi hükmüne göre belirlenmesi gerektiği, buna göre davalı şirket merkezinin bulunduğu yer icra dairesinden ödeme emri tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar, ilk olarak doğru ve Dairemizin yerleşik uygulamasına ( 4.2.2002 tarihli ve 2001/8733 Esas, 2002/876 Karar sayılı, 22.9.2003 tarihli ve 2180-8181 sayılı, 25.10.2004 tarihli ve 1153-10254 sayılı ilamlarına ) uygun ise de, somut olay bakımından durum farklıdır. Davalı, takibe "alacak miktarının yargılamada belli olacağı, bu nedenle borca itiraz ediyoruz" şeklinde itiraz etmekle, davalının sözleşmeyi temelinden inkar etmediği, itirazının sadece borcun miktarına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan, davacı vekili bilirkişi raporuna itirazında, davalının cevabi itirazname ile borcu ödediğini savunduğunu, akdi ilişkiyi inkar etmediğini bildirmiştir. Mahkemece, bu delilin ibrazı için davacıya kesin süre verilmiş değildir. Temyiz dilekçesine davalının cevabi ihtarnamesinin aslı ve buna ekli cari hesap ekstresi eklenmiş olup bu ihtarnamede borcun ödendiği, ekstreye göre bakiye borcun kalmadığı bildirilmekle sözleşme ilişkisinin çelişkili olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, son celse imzalı beyanında delillerini hasretmiş ise de, hasredilen bu delillerden biri olan ve rapora itirazda bildirilen bu cevabi ihtarnamenin ibrazı için davacıya kesin süre verilmesi gerekirdi. Bu itibarla, davacının delillerini hasrettiği ve cevabi ihtarnameyi ibraz etmediği gerekçesi isabetli değildir. Cevabi ihtarname karşısında, davalının, borcun ödendiğini kanıt yükü altına girdiğinin, davacının eksperlik hizmeti verdiğini kanıtlamak yükünden kurtulduğunun, dolayısıyla borcun varlığının çekişmeli olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda, gerek alacaklı davacının ikametgahı olan Ankara'nın, BK.nun 73. maddesi uyarınca götürülecek borçlara ilişkin ifa yeri olması, gerekse eksperlik hizmetinin ifa edildiği yerlerden biri olan Ankara'nın HUMK.nun 10. maddesi hükmü uyarınca sözleşmenin ifa yeri olması nedeniyle, takibin başlatıldığı Ankara İcra Dairesi'nin yetkili olduğu, diğer anlatımla itirazın haksız olduğu sonucuna varılması gerekmiştir.
O halde mahkemece, davanın esasına girilerek borca itirazın incelenmesine geçilmesi, borcun ödendiğine ilişkin davalı tarafın varsa delillerinin ibraz ettirilip değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy