(556 S. KHK. m. 9, 61, 71) (6762 S. K. m. 57)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.03.2004 tarih ve 2004/163-2004/49 sayılı kararın Yargıtay'ca incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçisinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin uzun yıllardan bu yana MOGAZ tescilli markasıyla piyasaya sıvılaştırılmış petrol gazı sunduğunu, davalının müvekkili bayisi olmamasına rağmen, işyerinde e depolarında Mogaz markasını taşıyan boş vaziyette LPG tüplerini bulundurduğu, satış yahut takas amacıyla ticaretini yaptığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının müvekkili şirket adına tescilli markayı taşıyan tüpleri kullanması ile müvekkili şirketin tescilli markalarından faydalanma haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, menine, haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilamına (500.000.000) TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin MİLANGAZ tüplerinin Ankara Başbayiliğini yapmakta olup davacının markasından ve güveninden yararlanmaya ihtiyaç bulunmadığı, müvekkili işyerinde davacıya ait 11 adet boş tüpün bulunma sebebinin, bayilerin tüketicilerden kendi markalı tüplerini vererek aldıkları boş tüpleri kendilerine getirmelerinden kaynaklandığını, tüm LPG firmalarında bu uygulamanın bulunduğunu, takas amacıyla bulundurulan tüplerin haksız rekabete neden olduğundan söz edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, marka haklarına tecavüz sayılan eylemlerin 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 9 ve 61. maddelerinde ayrı ayrı belirtildiği, davalıya atılı eylemin bu maddelerde sayılmadığı, davalının eylemi marka ihlali değilse de TTK' nın 57/5. maddesinde ifadesini buan haksız rekabet olduğu, salt haksız rekabetten kaynaklanan davaların çözüm yerinin Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle, görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması hükmün ilanı, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde marka hakkı müvekkillerine ait bulunan tüplerin sebepsiz yere davalıların elinde bulunduğunu, bu durumun müvekkilleri aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği gibi marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini de ileri sürmüştür.
Haksız rekabet davaları TTK' nın 56 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, bu maddelerden doğacak uyuşmazlıklar genel mahkemelerde görülebileceği halde 556 sayılı Markalar Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin uygulanmasından doğacak uyuşmalıklar anılan kararnamenin 71. maddesine göre ihtisas mahkemelerinde görülmesi gerekecektir. Bu itibarla davacı marka hakkına dayanmış bulunmasına göre, bu konudaki delillerin takdirinin ve yasal nitelendirilmesinin ihtisas mahkemesine ait olacağı şüphesizdir.
Bu durumda mahkemece, işin esasına girişilerek, hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.20005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy