(2709 S. K. m. 90)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.04.2004 tarih ve 2002/694-2004/224 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından sigorta teminatı altına alınan seramik yükünün davalı tarafından yapılan taşıması sonrasında yükün hasarlı olarak alıcısına teslim edildiğini, zarar miktarının sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 1.890.828.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınan emtianın alıcısı tarafından çekincesiz olarak teslim alındığını, davacının dava hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sigortalı yükün Ankara'dan Kazakistan'a taşınmak üzere sağlam olarak yüklendiği, varış yerinde çekilen fotoğraflar ve alıcının çalışanları tarafından tutulan tutanağa göre eşyanın taşıma sırasında hasara uğradığı, araç sürücülerinin malın niteliğine özgü taşıma yapmamış oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.494.801.552.TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Dava konusu taşımanın uluslararası bir taşıma olduğu taraflar arasında ihtilaflı olmadığı gibi esasen bu husus mahkemenin de, kabulündedir. Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu'nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C. Anayasası'nın 90 ncı maddesinin son fıkrası hükmünde Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. düzenlemesi mevcuttur. TTK.nun taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar bakımından daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu'nun öncelikli olarak uygulanması gerektiği halde, anılan Konvansiyon hükümleri dışlanarak, yasal olmayan gerekçelerle TTK.nun taşımaya ilişkin hükümlerine göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, uluslararası taşıma konusunda uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla CMR Konvansiyonu hükümleri değerlendirilmek suretiyle davalı taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmemesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy