(556 S. KHK. m. 9, 61, 62, 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.04.2004 tarih ve 2004/182-2004/63 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin sıvılaştırılmış petrol gazını uzun yıllardan bu yana AYGAZ markası altında tescil ettirerek kullanıma sunduğunu, ancak Yetkili Bayilik verilmiş bulunan bayiler tarafından satışa arzedilebileceğini, davalı şirketin abonelere kendi markasını taşıyan dolu tüpleri verip, abonenin elinde bulunan boş Aygaz tüplerini alarak değiştirdiği veya uhdesinde bulundurduğunu yapılan tespitte 934 adet boş Aygaz tüpüne rastlandığını ileri sürerek, tüplerin teslimine, davalının fiillerinin haksız olduğunu ve tescilli markadan faydalanma hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, 556 sayılı KHK.nin 61. ve 62. maddeleri gereğince tecavüzün durdurulmasına, davalının işyerinde, depolarında dolum tesislerinde, vasıtalarında ve ticari gaye ile bulundurduğu her yerdeki dolu veya boş Aygaz markalı tüplerin toplatılmasına, hazırlık soruşturması sonucu tespit olunan tüplerde dahil olmak üzere bu tüplerin imha edilmek suretiyle haksız rekabetin men'ine, hüküm özetinin ilanına, 5 milyar manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 12 milyar maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, müvekkili şirketin MİLANGAZ adıyla bilinen firmanın Ankara Baş Bayiliğini yaptığını, işyerinde yakalanan 934 adet davacı şirket markası taşıyan tüplerin tali bayilerce piyasada toplanıp kendi tüpleriyle değiştirildiğini, daha sonra bu tüplerin davacı şirket ile takas edileceğini, bu uygulamanın hep yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında işyerinde arama yapılarak tüplere el konulması ve ceza davası açılması nedeniyle ticari itibarlarının sarsıldığını, ellerinden alınan 934 adet tüpün iade edilmediğini ileri sürerek 3 milyar manevi tazminat ile 1 milyar maddi tazminatın ve kar mahrumiyetinden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla 500 milyonun tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın 556 sayılı KHK.dan kaynaklandığı, görevli mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, dosya kendisine gönderilmekle birlikte davalının, davacıya ait markalı boş tüplerin kendisine ait işyeri ve depolarda istiflenerek ticaret kanallarında dolaşmasını önlemekten ibaret eyleminin marka ihlali olmayıp TTK.nun 57/5 nci maddesi gereğince haksız rekabet oluşturacağı gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının müvekkili şirket adına tescilli markayı taşıyan tüpleri kullanması ile müvekkili şirketin tescilli markalarından faydalanma haklarına tecavüz ve fiillerinin haksız olduğunun tesbiti ile 556 Sayılı KHK .nin 61 ve 62. maddeleri gereğince tecavüzün durdurulmasını ve bu tecavüz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Diğer bir anlatımla; davacı aynı zamanda marka hakkına dayalı olarak haksız rekabetin önlenmesini ve bu nedenle doğan zararının tazminini talep etmiştir.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesi marka tescilinden doğan hakların kapsamını, 61. maddesi ise marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenlemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, marka hakkına dayalı olarak açılmış bir dava olup, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de tartışılması gerekmektedir. 556 sayılı KHK.nin göreve ilişkin 71 nci maddesinde, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu hükme bağlanmıştır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 15.10.2003 gün ve 436 sayılı kararı ile Ankara'da Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmuş olmakla, mahkemece, işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy